Retina Ekran Soyulma Sorunu Yaşayanlar Dikkat

Binlerce lira döküp göz bebeği MacBook Pro larımızda zamanla karşımıza çıkan ve birçoğumuzun fark etmediği bir sorunumuz var. Retina Ekran Soyuma Sorunu bahsedeceğimiz konu ve bu yazıda konuyu anlatıp neler yapabileceğinizi anlatacağız.

Soyulma sorunu retina ekranların yapımı esnasında eklenilmiş olan yansıma önleyici bir katmanın (anti-reflection coating) zamanla aşınması ve soyulması nedeniyle karşımıza çıkıyor.

Bu soyulmanın henüz tam olarak neden kaynaklanmış olduğu kesin değil ama genel olarak bakıldığında kimyasalların neden olduğu Apple tarafından belirtilmekte. Lakin, başıma gelen bir durum olması sebebiyle Apple yetkilileriyle konuştum ve bana ekran temizleyicileri yerine çok hafif nemli (sadece su başka bir kimyasal değil) bir bezle temizleyip sonra temiz bir bezle kurulamam söylendi. Bunu da yapmama rağmen soyulma bir kere daha başıma geldi.

Peki bu Retina Ekran Soyulma Sorunu na maruz kalırsanız ne yapmanız gerekecek?

Hemen en yakın zamanda Resmi Apple Mağazalarına (Zorlu veya Akasya) veya Yetkili Apple Servislerine gitmeniz gerekmektedir. Resmi Apple Mağazalarına gitmeden randevu almanız gerektiğini unutmayın.

Randevunuzu alıp resmi mağazalara veya randevu almadan yetkili Apple Servislerine gittiğinizde, durumu izah edip ekranınızın değişimini talep etmelisiniz (bunun için kibarca iletmeyi unutmayın, Türkiye’de resmiyetteki haklarınızı edinmek için kişilerin inisiyatifine kalan süreçlerin olduğunu unutmayın, bu yüzden).

Bu süreç hakkında eminim bütün Apple mağaza çalışanlarının ve yetkili servis çalışanlarının bilgisi vardır. Apple henüz bu konuda resmi bir değişim programı ilan etmedi ama yayınladığı bir belge ile (SN2898) teknik çalışanları bu konuda bilgilendirdi.

Retina Ekran Soyulma Sorunu için Apple ın yayınladığı bildiri
Retina Ekran Soyulma Sorunu için Apple ın yayınladığı bildiri

Şu ana kadar bizimle iletişime geçen kullanıcıların çoğu 2013 ve 2014 yılı süresince Retina Ekranlı MacBook Pro satın alanlar oldu. Sonraki sürede satın alım yapanların bu konuda bir şikayeti olmadı veya henüz farkında değiller. Geçtiğimiz sene piyasaya çıkan Retina ekranlı ince MacBook ların bu sorunu yaşadığını henüz görmedik. Apple belli bir süre sonra buna çare bulmuş olabilir. Lakin şunu utumayın, görsellerdeki gibi garip bir parlamaya maruz kalıyorsanız, bu sorunu tek yaşayanın sadece kendiniz olmadığını bilin, tek değilsiniz.

Eğer böyle bir sorununuz varsa, en yakın zamanda bir Apple mağazasından randevu alın veya yetkili bir Apple Servisine gidin. Çünkü Apple’ın yayınladığı bilgilendirmeye göre bu durumun belli bir süresi var:

Ya

16 Ekim 2015 tarihine kadar

ya da
Satın Alım tarihinden (yani aslında fatura tarihi) itibaren 3 yıl boyunca

Bu hizmetten yararlanabiliyorsunuz.

Retina Ekran Soyulma Sorunu konusunda Facebook üzerinde bir grup da kuruldu ve insanlar dünya üzerinde her yerde yaşadıkları retina ekran soyulma deneyimlerini ve değişim deneyimlerini paylaşıyorlar.

Yaşadığınız herhangi bir sorun olursa, lütfen deneyimlerinizi bizimle de paylaşın; belki bakarsınız Apple’ı resmi bir değişim programı yapmaya zorlayabiliriz.

USB-C Kapısı Olan Mac’iniz mi Var?

usb_type_c_connectorBugün en son hali USB-C ile karşımızda olan USB (Universal Serial Bus) yani Evrensel Seri Kapısı standardı 1996 yılında ilk tanıtıldığında, bu protokolün bugün hayatımızda bu kadar yer edeceği düşünülmemişti belkide. Tam 17 yıl önce 15 Ağustos 1998 yılında iMac’lerin sadece USB kapısıyla gelmeye başlaması aslında bu büyük değişimin en önemli habercilerinden biriydi. Çünkü o tarihten bu yana USB çevre birimlerinin sayısı gün geçtikçe artmaya başladı. Bu süre zarfında bilgisayarlarımızda olmayan özelliklerin çoğunu USB portlarınızla birlikte kullanabildik. Bu özellikler arasında ses kartları, MIDI arayüzleri, modemler, ethernet adaptörleri, Wi-Fi ve Bluetooth gibi kablosuz haberleşmeyi sağlayan iletişim adaptörleri, kamera ve tarayıcı gibi görüntü yakalama cihazları, kart okuyucular, parmak izi okuyucuları gibi güvenlik cihazları, taşınabilir veya sabit olarak kullanılabilen düşük ve yüksek kapasiteli veri saklama birimleri, yazıcılar ve hatta vücut aktivitelerinizi takip etmeye yarayan sağlık ekipmanları yer almaktadır. Tabi bu özelliklerin bilgisayarlarda dahili olma ve olmama durumu dönemlere göre değişkenlik göstermektedir.

Bilgisayarınızda eksik olan veya bilgisayar içine yerleştirilemeyecek cihaz ve teknolojilerin USB vasıtasıyla kullanılabiliyor olması bir açıdan çok güzel ama zaman içerisinde çoğumuzun da deneyimlediği gibi bu cihazların sayısı arttıkça bazı sorunlar ile karşılaşmaya başlamamız da madalyonun diğer yüzü olarak karşımıza çıkmakta. Bu konudaki öncelikli sorun son 10 yılda taşınabilir bilgisayarlar kullanımının artması ile alakalı. Taşınabilir bilgisayarlar gün geçtikçe incelmekte ve hafiflemekte ama bu durumun bizi kısıtladığı yönlerinin olduğunu da unutmamamız gerekir. İncelmekte olan bu bilgisayarlar gün geçtikçe daha az kapı barındırmakta; ve tabiki USB kapıları da bundan nasibini almakta. Özellikle yeni nesin MacBook gibi ultra ince bilgisayarlarda sadece tek bir kapı mevcut. E etrafta bu kadar fazla cihaz varken tek port da neyin nesi? Hem de standart USB kapısıyla alakası olmayan yeni bir USB standardı ile?

Unknown

Yazılım dünyası bu sorunlara el atmakta çok da gecikmedi. İngiltere merkezli bir yazılım firması olan Eltima başta az USB kapısı barındırma olmak üzere USB eksikliği sorunsalını çözmek üzere USB Network Gate adında bir uygulama hazırladı. USB Network Gate USB cihazlarının fiziksel olarak yanınızda bulunma zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Başka bir bilgisayar üzerinde var olan USB cihazlarınıza ağ üzerinden veya internet üzerinden sanki kendi bilgisayarınıza bağlıymış gibi kulllanmanıza olanak sağlayan bu yazılım hem Mac hem de Windows uyumlu. Yani siz PC’nize bağlı bir USB cihazını Mac’inizde de kullanabiliyorsunuz.

UnknownYapmanız gereken şey sürekli olarak kullanmanız gereken USB cihazını bir sunucu bilgisayarına bağlayıp yazılımını yüklemek. Satın aldığınız lisans biri Sunucu (Server) biri de İstemci (Client) olmak üzere iki bilgisayarda kullanmanıza olanak sağlamaktadır. Uygulamanın kurulumu kolay. Şu an için Türkçe sürümü yok bu yazılımın ama bu programları kullanmak için de ileri derecede bir İngilizce bilgisine ihtiyacınız yok. Grafik arayüzü de zaten fazlasıyla kolay. Sonrasında usb sıkıntısı yaşadığınızı diğer bilgisayara da yazılımı yüklemeniz gerekmekte. Program hem sunucu hem de client özelliklerini barındırmakta. Ağ üzerindeyken sunucuya bağlanmış olan USB cihazını otomatik olarak görebiliyorsunuz. Sonrasında ise makinanıza bağlamanız gerekmektedir. Bunun için de listede gördüğünüz cihazın hizasında bulunan Connect tuşuna basmanız yeterli olacaktır. Cihazı kullanmak için kullanmak istediğiniz uygulamanın sürücüsünü de yüklemeniz gerektiğini unutmayın.

 

mac

İnternet üzerinden veya ağ üzerinden ne kadar hızlı olabilir ki demeyin. Hiç olmamasından daha iyidir, değil mi? 🙂 Bu sistem USB portu gerektiren birçok cihazı desteklemekte; hatta bazı yazılımların çalışması için gerekli oan USB Dongle’lar için bile kullanılabiliyor. Denemelerimizi genelde aynı ağ üzerinden USB HD e veri saklama ve USB HD’ten veri alma gibi süreçler üzerinde yaptık. Lakin, Elitma yazılımın yaptığı açıklamalara göre yazılımın 3D yazıcı, kamera, kart okuyucu, tv alıcıları, web kameraları, el kameraları, parmak izi okuyucuları, kimlik okuyucular, etkileşimli tahtalar, modemler, minik bellekler, taşınabilir termometre, çok fonksiyonlu yazıcılar, kesiciler, yazıcılar, tarayıcılar, barkod okuyucular, spektrofotometre, programlama kartları, usb monitörler, usb kumandalar, sayısal müzik karıştırıcıları, akıllı telefonar, oyun kumandaları, grafik tabletleri, ev kontrol sistemleri, midi denetleyicileri, usb donglelar, dvd sürücüler, android cihazlar, VOIP telefonlar, sabit diskler, Elgato Turbo.264HD Donanım Hızlandırıcı, Kredi kartı okuyucuları, ağ arayüzleri, ve yazılım tanımlı alıcılar gibi ekipmanlar yer almakta.

Bu yazımızda USB port sıkıntısı, USB-C standardına geriye dönük destek ve bozuk USB portlu bilgisayarlara nasıl erişebileceğiniz konusunda yardımcı olmaya çalıştık. Elmasuyu üyeleri için bir de %30’luk indirim söz konusu. Bu indirimden yararlanmak için UNG-AG-30 kodunu satın alma bölümüne eklemeniz yeterli olacaktır. Direkt olarak siteye ulaşmak için de gitmeniz gereken adreş şu şekildedir:

http://www.eltima.com/products/usb-over-network-mac/

Retina Ekranlı MacBook Air Olabilir mi?

MacBook Air her tip kullanıcıyı çok kolaylıkla büyüleyebilecek bir bilgisayar. Başlıktaki soruyu cevaplamak için aslında yapmamız gereken en önemli şey MacBook Air’in ne olduğunu ve nasıl bir alt yapıya sahip olduğunu anlamak olacak.

Öncelikle MacBook Air’in hafif taşınabilir bilgisayar sınıfında kuralları değiştiren bir cihaz olduğunu unutmamalıyız. Kullandığı alt yapı ve teknik özellikleriyle kendi sınıfında (sınıfında aslında kendinden başka bir şey yok o ayrı) sayılabilecek birçok bilgisayarı arkasında bırakabilecek özelliklere sahip. Çift çekirdekli i5 veya i7 işlemcilerle en üst performans sağlayabilecek durumda. Hele hele bu hızı bir de Flash destekli disk ile birleştirince MacBook Air, birçok bilgisayarın size sunamayacağı bir performans verir. Başlıktaki sorumuzun cevabı aslında işlemcide yatıyor. Intel’in üçüncü nesil mobil destekli i serisi işlemcilerinin (en azından Apple tarafından kullanılanların) en ortak yönü, hepsinin farklı özelliklerde de olsa aynı grafik işlemcilerini var olması. Şu an piyasada olan üçüncü nesil mobil i serisi işlemcilerinin hepsi Intel® HD Graphics 4000 grafik işlemcisini içermekte. Intel i5 ve i7 serisinin hepsinde aynı grafik işlemcisi var dedik ama arada fark var. Grafik işlemcilerinin az frekansları Pro serilerindeki işlemcilerde 650 MHz ama Air lerde 350 MHz. Hepsinin desteklediği çıkış sayısı ve port aynı. Hepsi eDP/DP/HDMI/SDVO/CRT kapılarına destek vermekte. Hepsi aynı anda 3 ekranı destekliyor. Hepsi Intel Wireless Display teknolojisini yani Apple’ın AirPlay teknolojisinin dayandığı alt yapıya da sahip. Şimdiiii, i5 işlemcileri ve i7 işlemcilerindeki grafik çipinin azami 2560×1600 çözünürlüğü destekliyorsa, şu anki şartlar altında MacBook Air’in retinalı olmalasının bir engeli yok gibi görünüyor. Çünkü işlemcilerin sadece kendileri üzerindeki çip bile bu çözünürlüğü destekliyor. Zaten hepimiz i5 işlemcileri ile bile MacBook Pro’nun Retinalı olabileceğini 13 inç Pro modeli olarak çıktığını biliyoruz.

Amaaaaaa. MacBook Air’den fazlasını bekleyemezsiniz. Ne kadar performansı en çok etkileyen şeylerden biri harddisk gibi görünse de, işlemcinin ne kadar az işi olursa size o kadar daha fazla performans sunacağı da aşikar. MacBook Air ve 13 Retina modellerinin benzer işlemciye sahip olmalarına karşın, işlemcilerin tamamen aynı olması anlamına gelmiyor. İşte zaten buradaki Pro olma veya olmama özelliği burada ortaya çıkıyor. En temelinde benzer işlemciler bile olsa, biri daha fazla hızlı çalışabiliyor, diğeri daha yavaş. Performans konusunda çok belirgin olmasa da bir düşüş yaşanması ihtimal ama Intel bir sonraki işlemci atağını yapıp i5 ve i7 serisi işlemcilerin yeni sürümünü yani 4. Nesil olanlarını çıkarırsa, ve işlemcilerde büyük bir değişim yaparsa, o zaman performans sorunu olmayacaktır. Apple şu an Intel’in en önemli müşterilerinden biri ve Apple’ın kendi işlemcisini üretebileceği düşüncesini ve varsa planını biraz daha erteleyebilmek için elinden gelenin daha fazlasını yapabileceği aşikar.

Ama şu anki durum bile Retina Ekranlı MacBook Air lerin çıkmasına çok da engel değil. Yani, 2013’te neden Retina ekranlı MacBook Air’ler görmeyelim ki? Di mi?

Etkinlik Monitörünü Anlamak

Uygulamalar (Applications) klasöründeki İzlenceler (Utilities) içinde bulunan Etkinlik Monitörünün (Activity Monitor) ne işe yaradığını düşünmekte olanlar vardır aranızda eminim. Aslında bilgisayarınızda var olan ve sizin bilip bilemeyeceğiniz hatta görüp göremeyeceğiniz birçok işlemi takip edebileceğiniz ve duruma göre çare bulmanıza yardımcı olacak bir uygulamacıktır Activity Monitor.

Programı açar açmaz karşınıza uzun bir liste çıkacaktır. Bundan sakın ha korkmayın. Burada dikkat etmeniz gereken bazı hususlar olacak. Öncelikle bu listedeki öğelerin neye göre sıralandığını ve hangi kriterlere göre orada olduğunu anlamamız gerekiyor.

Listeler

Şunu unutmamamız gerekiyor ki orada gördüğünüz bütün elemanlar aslında sizin çalıştığını fark edebildiğiniz veya edemediğiniz birçok program ve alt yapı elemanlarının ta kendisidir. Bunların sıralanışlarında size yardımcı olacak sıralama yöntemleri şunlardır:

  1. Process Name (İşlem Adı): İşlem adına göre sıralama yaptığınızda büyük bir ihtimalle karşınıza o an ön planda veya arka planda çalışan programları alfabetik sıra ile göreceksiniz. Bunların çoğu zaten anlamlı isimlere sahip olduğu için çoğunun ne işe yaradığını tahmin edebilirsiniz. Mesela Quick Look Helper adında bir uygulamanın açık olduğunu görebilirsiniz bu açık olan uygulama Mac OS X içindeki Quick Look özelliğinin yardımcı dosyasıdır. Bunun dışında isminden pek birşey anlayamayacaklarınız var. Bunlardan en önemli kernel_task ve mds. Hadi kernel taskı anladınız diyelim, mds nedir? Korkmayın mds sistemin en önemli parçalarından biri ve zaten User yani Kullanıcı sıralamasında da Root yani Kök durumunda. Siz isteseniz de istemeseniz de çalışacaktır. Process Name’e göre sıralama size ne kazandırır? Aslında bulunduğunuz kullanıcı seviyesine göre bu değişiklik gösteren bir durum. Eğer çok yeni bir kullanıcı iseniz, belki size bir anlam ifade etmeyecektir ama ileri seviye bir kullanıcı iseniz hangi işlemin hangi dosya tarafından işletildiği bilgisine ulaşmanız gerekebilir. Bu noktada mesela zararlı bir programın çalıştığını görebilme olasılığınız çok yüksek. Aşina olmadığınız veya ne işe yaradığını isminden öğrenemediğiniz uygulamaları takip ederek bunlardan kurtulabilirsiniz.
  2. User (Kullanıcı): Bu bölümde ise listede gördüğünüz uygulamaların bilgisayar üzerindeki hangi kullanıcıya sahip olduğunu görebileceğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz. Peki bu bilgi bana nasıl yardımcı olabilir ki diye kendi kendinize sorabilirsiniz. Bu bölüm aslında Process Name sıralama kriteri ile kullanıldığında hangi programın sizin tarafınızdan hangi programın ise işletim sistemi tarafından çalıştırıldığını görebilirsiniz. Burada sıkıntılı bir uygulamayı takip etmeyi kolaylaştırır. Burada karşınıza bir iki grup çıkacaktır. Bu gruplardan en belirgini sizin kullanıcı adınızın olduğu bölümdür. Bu bölümde grup içerisinde sadece ve sadece sizin tarafınızdan yüklenmiş ve sistemin bir parçası olmayan uygulamalar gruplanır. Root grubunda ise bilgisayarın çalışması için gerekli olan arkaplan uygulamaları veya altyapı dosyalarını görebilirsiniz.
  3. % CPU: Bu sıralama listesi o an için hangi uygulamanın işlemciye (veya işlemcilerinize) yük getirdiğini ve bu yükün yüzdelik dilimde sayı ile gösterildiğini gösteren listedir. Mesela rahmetli Steve Jobs’ın Flash konusunda ne kadar haklı olduğunu buradan takip edebilirsiniz. Flash içerikli bir siteyi Safari içerisinde açtığınzda Safari Web Content öğesinin ne kadar fazla yük getirdiğini görebilirsiniz. Burada yüzdelik dilimleri topladığınızda 100 den daha fazla bir sayı çıkıyorsa bunun nedeni birden fazla işlemcinize paylaştırılan işlemlerdir.
  4. Threads: Uygulamalar yazılırken birden çok işlemin yapılması için farklı alt kategorilerde toplanmaları sağlanmıştır. Bu hassasiyette hazırlanmış işlemler işlemciler arasında bölünerek aynı anda birden fazla görev yapmaya işlemciyi sevk eder. Bu bölümde de uygulamanın ne kadar işlem yaptırdığını görebilirsiniz. Bir uygulamanın birden çok thread yapması işlemciye çok fazla yük getirdiği anlamına her zaman gelmez.
  5. Real Memory: Real Memory kolonunda uygulamaların veya arkaplanda açık kalan uygulamaların RAM üzerindeki reel yükünü görebilirsiniz. Uygulamanın şu an RAM den ne kadar kullandığını buradan görebilirsiniz. Real Memory haricinde başka RAM kullanımlarını gösteren listeleme kriterleri de mevcuttur. Uygulamalar kullandıkları RAM in her zaman hepsini etkin bir şekilde kullanmayabilirler bunu ikiye bölerek kullanırlar. Bunlardan birincisi Private Memory (Özel Hafıza) yani tamamen kendilerinin çalışması için kulandıkları bölüm ve hard disk ile alışveriş esnasında kullandıkları Shared Memory (Paylaşımlı Hafıza) bölümüdür. Bu kriterleri de kontrol etmek isterseniz View menüsünde Columns alt başlığında bunları görebilirsiniz.
  6. Kind: Bu kolonda çalışan programın hangi mimari için yazıldığını görebilirsiniz. Gerçi son zamanlarda Intel (64 bit) dışında birşey görmeniz pek mümkün değil ama daha eski makinelerde ve sistemlerde (bu noktada 10.7 öncesinden bahsediyorum) Rosetta veya PowerPC gibi mimari terimleri görebilirsiniz. Eğer program Intel (64 bit) dışında sadece Intel olarak görünüyorsa, bu program sadece 32 bitlik biçimde hazırlanmış anlamına gelir. Son kullanıcının aslında buna çok ihtiyacı yok.
  7. CPU Time: Bu listeleme şekilde uygulamanın işlemci(ler) üzerinde ne kadar zamandır işlem yaptığını gösterir. Bir nevi programın ne kadardır açık olduğunu takip edebilirsiniz.

Bu kriterler dışında birçok farklı sıralama şeklini seçebilirsiniz. Bunların arasında uygulamaların kullandığı portları, Sanal Özel Hafızayı, uygulamaların kendileri arasında alıp verdiği mesajlaşma sayısını ve Sandbox (bu konuda ek bir yazı yazılacak) olup olmadığını görebilirsiniz.

 

Alt Sekmeler

Activity Monitor yazılımının tek kontrol bölümü listeler değil. Aynı zamanda alt bölümdeki sekmeler de birçok konuda size bilgisayarınızda neler olup bittiğine dair bilgi verebilir. Şimdi de bunlara bir bakalım.

 

  1. CPU: İşlemci veya işlemcilerin üzerine ne kadar yük geldiği konusunda bilgi veren bölümdür. CPU bölümünde karşınıza 3 farklı kriter çıkar.

  1. Bunlardan birincisi USER yani KULLANICI bölümü. Kullanıcı Bölümünde Kullanıcının kullanmış olduğu programların işlemci üzerindeki yükünü gösterir.
  2. İkinci kriter ise SYSTEM yani SİSTEM bölümü. Sistem bölümünde sistemin işlemci üzerindeki yükünü görebilirsiniz.
  3. Son kriter ise IDLE yani BOŞTA BEKLEYEN bölümü. Boşta bekleyen bölümde sistem ve kullanıcının işlemci üzerindeki yükü dışında kalan ve komut bekleyen bölümü gösterilir.

Bu bölümdeki rakamlar yüzdelik dilimde anlatılır.

 

  1. SYSTEM MEMORY: Sistem Belleği bölümü aslında en çok kullanacağınız bölümlerden biridir. Burada sahip olduğunuz RAM miktarının tüketiciler tarafından nasıl paylaştırıldığını görebilirsiniz ve kullandığınız programların RAM canavarı olup olmadığını anlayabilirsiniz. Bu bölümde karşınıza 5 tane önemli kriter çıkıyor:

 

  1. FREE (SERBEST): Kullanılmayan RAM miktarını gösterir.
  2. WIRED (BAĞLI): Mac’inizin diskini taşınamayacak olan RAM yükünü gösterir. Bağlı bellek miktarı kullandığınız programlara göre değişiklik gösterecektir.
  3. ACTIVE (ETKİN): Şu an RAM’de yüklü olan ve şu an kullanılan bilgi miktarını gösterir.
  4. INACTIVE (PASİF): Şu an RAM’de yüklü ama kullanımda olmayan bilgi miktarını gösterir.

 

Bu durumu şu şekilde anlatabiliriz. Mesela Mail uygulamasını açtınız ve sonra maillerinizi okuyunca kapattınız. Mail uygulamasının RAM üzerindeki yükü tamamen silinmez ve siz onu tekrar açmak isterseniz Mail uygulaması çok daha hızlı açılır. Pasif RAM miktarı başka programlarca kullanılabilir ve bir anlamda paylaşımlıdır da diyebiliriz. Çıkış yapmış olduğunuz programın bulunduğu RAM bölgesi başka bir program tarafından kullanılmamışsa, çıkış yapmış olduğunuz program tekrardan hızlı açılabilir ama bu bölge başka bir program tarafından kullanılmışsa, program normal açılış süresinde olabilir.

  1. USED (KULLANILAN): Toplamda kullanılan RAM miktarını göstermekte.
  2. VM size (Sanal Bellek Boyutu): Tüm programlarınız için sanal bellek boyutunu gösterir.
  3. Page ins/outs (Sayfa Girişleri/Çıkışları): Bu bölümde RAM ve HD iniz arasındaki veri alışverişi miktarını görebilirsiniz. Parantez içinde olan bölüm anlık veri alışverişini gösterir. Page Out süreci yani Ram’den HD’e bilgi yazma süreci RAM dolu olduğunda olur ve dolayısıyla RAM miktarınızı yükseltmek Page Out sürecini azaltacaktır.
  4. Swap Used (Kullanılan Takas): Mac’inizin sürücüsündeki takas bölümüne RAM den aktarılan bilgi miktarını görebilirsiniz.

 

  1. DISK ACTIVITY: Disk Etkinliği Bölümü Mac’inizin HD’indeki veri trafiği takip edebileceğiniz bölümdür. Bu bölüm kesinlikle normal bir kullanıcının anlayabileceği şeyleri içermez ama genel olarak kavranması zor değildir. Çünkü en azından arka planda verinin yazılıp yazılmadığını takip edebilirsiniz. Burada karşımıza belli başlı kriterler gelecek. Bu kriterlere göre HD performansını değerlendirebilirsiniz.

 

  1. Reads in: Belirlenen bir zaman diliminde saniyede kaç tane veri bloğunun okunduğunu gösterir.
  2. Writes out: Belirlenen bir zaman diliminde saniyede kaç tane veri bloğunun yazıldığını gösterir.
  3. Reads in/sec: Saniyede kaç tane Reads in sürecinin olduğunu gösterir.
  4. Writes out/sec: Saniyede kaç tane Writes out sürecinin olduğunu gösterir.
  5. Data Read: Şu ana kadar ne kadar verinin okunduğunu gösterir.
  6. Data Written: Şu ana kadar ne kadar verinin yazıldığını gösterir.
  7. Data read/sec: Saniyede ne kadar verinin okunduğunu gösterir. Bu kriter yandaki grafikte gösterilir ve gösterimdeki renk değiştirilebilir.
  8. Data written/sec: Saniyede ne kadar verinin yazıldığını gösterir. Bu kriter yandaki grafikte gösterilir ve gösterimdeki renk değiştirilebilir.
  9. IO veya Data Radyo Butonları: Normalde, veriler işlendiklerinde Data biriminden gösterilir. Aynı zamanda IO/s yani IOPS (ayops) biriminden de gösterilebilir. IOPS veri hızı ölçümünde kullanılan birimlerden biridir.

 

  1. DISK USAGE: Disk Kullanımı sekmesi her seviyede kullanıcının işine yarayabilecek bilgileri bize sunmakta. Bilgisayarınıza takılı olan disklerin ne kadar alanının kullanılmış ne kadar alanının da boş olduğunu görebilirsiniz.

  1. Space Utilized: Kullanılmış olan HD boyutunu gösterir.
  2. Space Free: Kullanılmamış HD alanını gösterir.

 

  1. NETWORK sekmesi: Bilgisayarınızın ağ iletişimi trafiğini görebileceğiniz bir bölümdür bu sekme. Daha önceki sekmelerde olduğu gibi bu bölüm de alt başlıklarda incelenmelidir. Sizden habersiz bilgisayarınız arkaplanda ağ üzerinden iş yapıyor mu bunları takip etme imkanınız olacaktır bu bölüm üzerinden.

  1. Packets in: Ağ arabirimleri (Ethernet, Wi-Fi, Bluetooth, FireWire) üzerinden almış olduğunuz veri paketi miktarıdır.
  2. Packets out: Ağ arabirimleri (Ethernet, Wi-Fi, Bluetooth, FireWire) üzerinden göndermiş olduğunuz veri paketi miktarıdır.
  3. Packets in/sec: Saniyede kaç paket gönderildiğini gösteren bölüm.
  4. Packets out/sec: Saniyede kaç paket alındığını gösteren bölüm.
  5. Data received: Alınan toplam veri miktarı
  6. Data sent: Gönderilen toplam veri miktarı
  7. Data received/sec: Saniyede alınan veri miktarı
  8. Data sent/sec: Saniyede gönderilen veri miktarı.
  9. Packets ve Data Radyo butonları: Bu seçenek ile takip etmekte olduğunuz ağ trafiğini iki farklı birimde inceleyebiliyorsunuz. Bunlardan birincisi paket bazındadır diğeri ise aldığını veriyi büyüklüğü cinsinden inceleyebilirsiniz.

DOCK IKONLARI ve MENÜLER

Ekinlik Monitörü penceresi açık olması gereken bir takip ve inceleme yazılımı değildir. Aynı zamanda da farklı şekillerde de sizin için önemli olan kriteri program her zaman açık olmadan da takip edebilirsiniz. Bu şekilde takibin en önemli elemanı ise Mac OS X Dock. Eğer siz Dock’u kapatıyorsanız veya sürekli olarak gizliyorsanız Etkinlik Monitörünü bu şekilde kullanmanız biraz zor olacaktır.

  1. İkonlar: Etkinlik Monitörünü takip edebileceğiniz 5 farklı mod mevcuttur.

  1. Show CPU Usage (İşlemci Kullanımını Göster): işlemci sayınıza göre bir, iki, dört veya 8 kolonlu ve işlemci doluluğunu gösteren bir ikon haline dönüşür. Çekirdek sayınız ne kadar fazla ise o kadar daha fazla görünmesi mümkündür.
  2. Show CPU History (İşlemci Geçmişini Göster): İşlemcinizin sayısı veya çekirdek sayısına göre farklılaşabilecek ve aynı zamanda bir süre için işlemci yükünü size takip ettirebilecek bir simge haline dönüşür Dock’taki uygulama simgesi.
  3. Show Network Usage (Ağ Kullanımını Göster): Bilgisayarınızın ağ trafiğini belli bir süre zarfı için gösteren bir simge haline dönüşür.
  4. Show Disk Activity (Disk Etkinliğini Göster): Bilgisayarınızın disklerindeki yazma ve okuma etkinliğini izleyebilirsiniz.
  5. Show Memory Usage (Bellek Kullanımını Göster): Bilgisayarınızdaki RAM kullanım durumunu size gösterir.

Unutmamamız gereken bir husus var ki o da bu göstergelerdeki renklerin daha önceden anlattığımız sekmelerden değiştirilebileceğidir.

  1. Menüler: Genel anlamda View (Görünüm) ve Window (Pencere) menüsü dışında çok dikkat etmeniz gereken bir nokta yok. Geri kalan menüler aslında neredeyse bütün uygulamalarda görünebilecek menüler ve komutlar içermekte.

  1. View Menüsü: Görünüm menüsü elemanlarını bir gözden geçirelim.
    1. Columns (Kolonlar): Daha önce Listeler bölümünde bahsetmiş olduğumuz kriterleri seçebileceğiniz ve seçtiğiniz bu kriterlere göre listenizi genişletebileceğiniz veya daraltabileceğiniz komut dizesi bölümüdür. Bahsi geçen kolonlar dışında bütün diğer listeleme kriterlerini burada görebilirsiniz.
    2. Dock Icon (Dock Simgesi): Bir önceki bölümde anlatmış olduğumuz simgelerin hangisinin Dock’ta görüneceğini seçebileceğiniz menü burasıdır.
    3. Update Frequency (Güncelleme Sıklığı): Güncelleme sıklığı listenizde görünen nesnelerin ve barındırmış oldukları bellek göstergelerinin ne kadar sıklıkta güncelleneceğini belirten menüdür. Saniye cinsinden farklı güncelleme sıklıkları seçebilirsiniz.
    4. Filter Processes (İşlemleri Filtrele): Aslında bu menüde neden olduğunu hala anlamış değilim ama Etkinlik Monitörü uygulamasının sağ üst tarafındaki filtreleme bölümü ile aynı işlevi göstermekte. Zaten bu komutu seçtiğinizde de direkt olarak filtreleme bölümü aktif oluyor ve aradığınız özel bir işlemi takip etmenizi kolaylaştırıyor.
    5. Inspect Process (İşlemi İncele): Listede bir işlem seçtiğinizde aktif olacaktır. Seçmiş olduğunu işlem hakkında çok daha fazla işlem bilgisi gösterecektir. Bu pencerede verilen istatistikler genelde 3 başlık altında toplanmış. Bunlar sekmeler içinde verilirken bazı genel bilgiler sekmeler dışında kalmıştır. Sekmeler ise şu şekilde sıralanmıştır: Memory (Bellek), Statistics (İstatistikler) ve Open Files and Ports (Açık Dosyalar ve Kapılar). Bellek bölümünde daha detaylı bellek yönetimi bilgileri elde edebilirsiniz. İstatistikler sekmesinde ise bir işlem üzerinde çok daha fazla bilgi alabiliyorsunuz. Açık Dosyalar ve Kapılar bölümünde ise işlemin kullanmakta olduğu dosyalar, alt yapı dosyaları ve kapı bilgilerini görebilirsiniz. Bu bölüm daha çok program geliştiricileri için yararlı olabilir.

Açılan pencerenin en altında Sample ve Quit komutlarını görebilirsiniz. Sample butonu işlemden bir örnek almanızı sağlar. Quit komutu ile incelemekte olduğunuz programdan o programa geçmeden çıkabilirsiniz.

  1. Sample Process (İşlemden Örnek Al): Inspect Process bölümündeki penceredeki Sample butonu ile aynı işlemi yapar. Belli bir süre için işlemin ne yaptığı izlenir ve bu çok da anlaşılmayabilecek bir programcı dilinde gösterilir. 5-6 saniye kadar bu örnekleme sürebilir ve işlem kısa bir süre için kesilebilir. Mesela iTunes da müzik dinlerken bunu yaparsanız, müzik çalarken kısa bir süre çalan şarkı kesilebilir. Örnekleme metni farklı biçimlerde sunulabilir ve bunlar farklı şekilde kaydedilebilir.

  1. Quit Process (İşlemden Çık): İşleme geçiş yapmadan çıkmanızı sağlar.
  2. Bu komut C Programlama dilinden anlayanların daha rahat anlayabileceği bir komut bölümünü içermektedir. Sinyaller standart C kitaplığının bir parçasıdır. Bunlardan bazılarını açık olan işlemlere gönderebilirsiniz.
    1. SIGHUP: işlemi askıya alır
    2. SIGINT: işlemi olduğu yerde keser
    3. SIGQUIT: işlemden çıkar
    4. SIGABRT: işlemi iptal eder
    5. SIGALRM: işlemin süresinin bittiğini belli eder.
    6. SIGINFO: Durum bilgisi klavyeden alındığında gönderilen sinyaldir. POSIX standartlarından değildir ve genelde Mac OS X gibi BSD bazlı sistemlerde görülür.
    7. USER DEFINED 1: Kullanıcının belirleyebileceği bir sinyal
    8. USER DEFINED 2: Kullanıcının belirleyebileceği başka bir sinyal.

Bu sinyaller genelde programların kapanmasına neden olur. Çalışmakta olduğunuz veya kaydetmemiş belgelerinizin olduğu programlarda kullanmamaya dikkat edin. Komutunuzu seçip Send yani Gönder tuşuna basarsanız sinyal gönderilecektir.

  1. Show Deltas for Process (İşlem İçin Deltaları Göster): Burada Delta terimi işlemin işlemcideki yükünün değişikliğini gösterir. Bu komutu seçtiğinizde işlemin sanal bellek miktarı birden 0 olur ve sonra değişmeye başlar. Değişimin takip edilmesi için de siyah renkten yeşil renge döner listedeki isim.
  2. Clear CPU History (İşlemci Geçmişini Temizle): İşlemcinin yapmış olduğu görevlerin işlemci üzerindeki yükünü gösteren ve işlemcilerin ne kadar çalıştığının görülebileceği İşlemci Geçmişi Penceresini temizler.  
  3. Window Menüsü: Pencere menüsünde işimize ciddi anlamda yarayacak birkaç pencere görebiliriz.
    1. CPU History (İşlemci Geçmişi): İşlemcinin ne kadar çalıştığını takip edebileceğiniz bir grafik göstergesidir.
    2. Floating CPU Window (Kayan İşlemci Penceresi): Adına aldanmayın, ekranın bir köşesinde öylesine durup size işlemci hakkında bilgi verebilecek bir grafik penceresidir. Yatay veya dikey kullanabilirsiniz.

 

Eveeeet, geldik yazımızın sonuna. Bu yazıda Activity Monitor ile genel anlamda neler yapılabileceği konusunda sizelere birşeyler anlatmaya çalıştım. Umarım çalışmalarınızda faydalı olur. 

 

Bataryanız Ne Alemde?

Mac App Store birbirinden farklı birçok faydalı uygulamayı bizlere tanıtmaya devam etmekte. Gözümüze çarpan bir uygulamadan bahsetmek istiyoruz. Battery Health yani Batarya Sağlığı adlı uygulama diğer program simgelerinden farklı bir simge ile zaten görsel olarak da farklılığını göstermekte. Mac App Store’dan indirebileceğiniz Battery Healt taşınabilir Mac’inizin pili hakkında size detaylı ve tahmini bilgiler vermekte. Üstelik bu program ücretsiz.

Okumaya devam et “Bataryanız Ne Alemde?”

Ses Ayar Simgeniz Gri Olduysa…

Bir gün bilgisayarınızı açtınız ve birde ne göresiniz? Ses ayar düğmeniz grileşmiş ve hoparlörünüzden hiçbirşey duyamıyorsunuz. Belki de bir kulaklık taktınız ve canınız sıkıldığı için kulaklığı çıkardınız ve benzer bir sorun yine karşınıza çıktı. Ne yapacaksınız? Hemen endişelenmeyin, bu yazıda sizlere fazla telaş yapmadan neler yapabileceğinizi anlatacağız.

Okumaya devam et “Ses Ayar Simgeniz Gri Olduysa…”

Hotmail ve Apple Mail

Hotmail belkide vazgeçemediğimiz bir alışkanlığımızdır. Birçoğumuz sürekli olarak Hotmail hesabını sürekli olarak kullanmaya devam etmekte ve bunu Apple Mail yazılımındaki hesaplarına ek olarak yapmakta. Artık sizce de Hotmail veya daha yeni adıyla Windows Live hesabınızı Apple Mail içinde diğer eposta hesaplarınızla birlikte kullanma zamanı gelmedi mi? Şimdi bu konuda neyi nasıl yapacağınızı anlatacağız.

Okumaya devam et “Hotmail ve Apple Mail”

iCloud Nedir ve Ne Değildir?

Bulut ve olması gereken yöntem bu… Apple’ın dediği sözler de bu şekilde. Söylenenleri bir kenara bırakalım da iCloud adındaki bu otomatik ve fazla çaba gerektirmeyen veri sistemini bir inceleyelim.

iCloud nedir? iCloud iOS sürüm 5 ile Apple’ın mobil ve masaüstü platformlarını birleştirdiği bir veri paylaşım ve entegrasyon alt yapısıdır. Bu alt yapıda veriler kuru kuruya bir yerden diğerine gitmez. Apple’ın neredeyse bütün uygulamalarıyla uyumlu olan bu alt yapı ile üretmiş olduğunuz içerik de sahip olduğunuz diğer platformlara aktarılır. Ama şunu unutmayın ki iCloud salt bir yedekleme sistemi değildir. Yani sadece yedeklerinizi sakladığını bir internet alt yapısı görevinde olmayacaktır ve zaten sığası da buna müsait değildir. iCloud salt veri yedeklemeden daha çok sizin satın almış olduğunuz şarkıları, çekmiş olduğunu fotoğrafları, takvim bilgilerinizi, üretmiş olduğunuz belgeleri ve fihrist bilgilerinizi (ve daha birçok şeyi) sahip olduğunuz Apple platformları arasında anında ve otomatik olarak paylaşır. Okumaya devam et “iCloud Nedir ve Ne Değildir?”

Thunder Bolt (Light Peak) ve Apple

Uzun zamandır birçok blog ve teknoloji bilgilendirme mecmuası Intel ve Apple’ın üzerinde ortaklaşa çalıştığı bir optik veri bağlantısından bahsetmekte. Evet, anladınız tabii ki kod adı Light Peak olan Thunder Bolt’dan bahsediyorum. Bu yazıda Light Peak nedir ve hayatımıza neler getirecek bunları anlatacağız. Yazı içerisinde bazen Light Peak Bazen de Thunder Bolt olarak terimler karşınıza çıkabilir.

Okumaya devam et “Thunder Bolt (Light Peak) ve Apple”