iPad Pro Bir Hata Mı?

https://www.youtube.com/watch?v=_gwfH-U8V3A

Apple’ın 9 Eylül 2015’te iPad Pro’yu tanıtmasının ardından birçok kişi bu kadar büyükteki bir iPad’e ne gerek var diyerek tepki göstermeye başladı. Üstelik Phil Schiller bir de Apple Pencil’i tanıtınca, tepkiler çığırından çıktı. Bu tepkiler aklıma birden iPad Pro ve Apple Pencil gerçekten bir hata mı olduğu sorusunu getirdi ve ben de bu konudaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.

Bu tepkilere aslında iPad Pro’nun büyüklüğünden daha çok beraberinde satılacak olan Apple Pencil’in tanıtılması neden oldu diyebiliriz.. Radikal Apple fanatikleri kaleme hemen karşı çıktı tabi. “Yaaa kalem ne alaka” ve “Hani dokunmatikte en iyi giriş metodu parmaktı” Gibi ifadeler dudaklarından düşmedi bu tür kullanıcıların. Şimdi bu arkadaşlarıma bir iki hususu hatırlatmak istiyorum:

Bu tepkileri veren fanatikler büyük ihtimalle iPad ve iPhone’u birbiriyle karıştırmaktadırlar. iPhone ve iPad farklı ürünlerdir ve kullanım gereksinimleri de farklıdır. Evet, Steve Jobs parmağın telefon için en iyi giriş yöntemi olduğunu belirtmiştir ama bunu 2007 yılının Ocak ayında iPhone’u ilk tanıttığında ifade etmiştir. 27 Ocak 2010 tarihinde iPad’i tanıtırken Steve Jobs iPad için bunu söylemedi. iPad’in en belirgin özelliği, zamanında Netbook’lar ile doldurulmaya çalışılan ve bilgisayar ile akıllı telefonlar arasındaki yeni ürün kategorisini doldurarak bilgisayarlarla yapılan bazı işlemleri daha kolay hale getirip kullanıcılara sunabilmesiydi. Netbook’lar bu özellikleri tam olarak karşılayacak ara bir ürün değildi, çünkü bunlar Steve Jobs’ın da dediği gibi sadece var olan ağır programları çalıştıran ucuz bilgisayarlardı. İşte iPad’i başarılı bir ara ürün haline getiren temel nokta da buydu.

Unutmamak gerekir ki iPad sadece ara ürün kategorisini dolduran bir cihaz değildir, aynı zamanda bir üretkenlik cihazıdır da. Yani, siz sadece e-mail yazmaz, internette gezinmezsiniz. Başta Pages, Numbers ve Keynote’u içinde barındıran iWorks for iOS ve sonrasında da Microsoft Office gibi programlar ile iPad, mobil üretkenlik kavramını bir adım daha ileriye taşımaktadır. Hadi diyelim Apple salaktı da bir hata yaptı ve iWorks’ü iOS için çıkardı, peki Microsoft da mı salak? Tabii ki değil. Apple da Microsoft da tablet piyasasındaki gelişmeleri yakından takip eden firmalar. Tabletler artık 7’den 70’e herkesin elinde ve iPad hala en çok talep edilen tabletlerden biri. Bu firmalar emin olun bu gerçeği göz ardı etmiyordur. Bunu da zaten satış rakamlarından kolaylıkla anlayabiliriz. Bu yazılımların hepsi parmaklarınızla rahatça kullanılabilmekte. Lakin, gözden kaçırdığımız başka bir husus var ve bu da böyle müthiş bir cihazın parmak ile kullanılamayacağı belli başlı noktalardır. iPad bilgisayar kullanmayı bilmeyen birinin bile rahatlıkla kullanabileceği ve kullanırken de etkileşim içinde kalabileceği de bir araç. Bu konuda galiba hepimiz mutabıkız ama bahsetmiş olduğum bu kullanıcı kitlesi genelde kullanıcı skalasında hep en altta kalanları kapsamakta, yani sadece üretkenlik yapabilecek standart tüketiciyi. Kullanıcı üretkenlik anlamında bir adım daha ileri gittiğinde parmakların bazı noktalarda üretkenlik için pek de rahat olmayabileceğini fark ediyor. Yani farz edelim ki siz bir şeyler çizmek istiyorsunuz ve bunu iPad üzerinde sadece parmak ile yapmayı planlıyorsunuz. İşte bu çoğu zaman düşündüğünüz gibi olmayabiliyor. Ha diyeceksiniz ki e zaten 3. Parti kalem üreticileri var; Evet var ama neden Apple imzalı standart bir kalem olmasın? Kaldı ki Apple’ın sunduğu kalem iPad için üretilmiş diğer hiçbir çizim araçlarına benzememekte. Ayrıca, bu ürünün hedef kitlesi standart değil Profesyonel kullanıcı.

Standart kullanıcı kitlesine ek olarak bir de iPad’ini profesyonel hayatının parçası haline getiren bir kitle var. Üretkenliğini arttırmak isteyen bu kitle iPad için üretilmiş olan diğer 3.parti ürünleri kullanmak zorunda kalıyor. Apple, bu Pro denen segment kullanıcılarının bir bölümünün sesini duymuş olacak ki Masaüstü yayıncılıktan tutunda bir çok farklı sektöre kadar yaygın kullanıma sahip olan masaüstü çizim tabletlerini çöpe attıracak iPad Pro’yu piyasaya çıkardı. Bir de şunu unutmayın ki iPad Pro’nun kalemi Apple Pencil özellikle içerik üretme esnasında kullanılacak bir cihaz, yani kalemi sadece belli başlı yerlerde kullanabileceğiz. Temel giriş aygıtı olarak kullanılmayacak. Parmaklarınız hala iPad’inize hükmetmeye devam edecek.

“Peki neden sadece iPad Pro?” sorusunu da duyar gibiyim. Üreticiler açısından bir ürünün geliştirilmesinde belli şartların oluşması ve ihtiyaç duyulan teknolojinin hem maliyet hem de kullanılabilirlik açısından daha uygun olması beklenilmelidir. Dokunmatik hassasiyetine sahip olan ekranlar yeni değil ama Apple’ın bildiği birşey vardır illaki. Belki adım adım diğer ürünlere de destek gelecek belki de belkide gelmeyecek belkide Apple’ın kafasında başka planlar var. Bunu sadece gelecek gösterecek bize. Hali hazırda bu durumdan negatif yönde etkilenecek olan dünyaca ünlü çizim ekranları üreticisi Wacom sadece çizim için kullanılabilecek olan Cintiq markalı 13 inç çizim ekranlarını 999 Avroya satmakta. Kaldı ki bu sadece bir ekran, biz ise bir bilgisayardan bahsediyoruz.

Unutmayın ki normal iPad hala müthiş bir bilgisayar. iPad Air’in veya iPad Mini’nin kalem desteğinin olmaması onları kötü kılmaz. Genel olarak içerik üretmede zaten sorun yok. Apple, iPad Pro ile kullanılabilecek kalemin gerçekten diğer iPad modelleri için bir ihtiyaç olduğunu hissetseydi, inanın ki diğer tüm cihazlara bu desteği koyardı. Pro modeli ile iPad’lerini belli alanlarda kullanan insanların hedeflenmiş olduğu aşikar. Aslında iPad Pro ile, ihtiyaçlarımız doğrultusunda bir iPad alma seçeneği sunulmuş oluyor bize. Aynen diğer Apple ürünlerinde olduğu gibi. iPad Pro çıkacak söylentisini ilk duyduğumda pek de şaşırmadım desem yerdir. Çünkü Apple’ın ürün gamına baktığımızda her ürün grubunda bir alt bir de üst ürün segmentinin olduğunu görmekteyiz. iMac ve Mac Mini masaüstü bilgisayar grubunda alt seviyeyi temsil etmekteyken, Mac Pro bu grubun üst seviyesini temsil etmekte. iPhone 6 telefon grubunun alt seviyesini oluştururken, iPhone 6 Plus üst seviyesini temsil etmekte. MacBook Air dizüstü bilgisayar grubunun alt seviyesiyken MacBook Pro üst seviyesini temsil etmekte. Yani, Apple bunu hep yapmakta ama biz fark etmemekteyiz.

Anlattıklarım doğrultusunda düşündüğümde iPad Pro bence bir hata değil, aksine Apple’ın sektörde tutunmaya devam etmesi ve sektörde azalan tablet gerekliliği ivmesini profesyonellerin dikkatini çekecek olan yeni bir ürünle tekrar yükseltmesi hususunda şimdilik geçici bir çözüm.

Swift Paralel Programlama Dili: Apple’ın Yeni Silahı Mı?

WWDC 2014’te Swift Paralel Programlama Dili nin geliştiricilerin kullanımına sunulduğunu hepimiz duyduk ve geliştirici dünyası bu konuda büyük bir çıkmaza girdi. Apple’ın yıllardır arkasında durduğu Objective-C dururken ve yeni kütüphaneler yazılabiliyorken neden Swift Paralel Programlama Dili ne geçiş başladı? Bu geçişin Apple için bir anlamı var ve Apple bu geçişte daha büyük şeyler planlıyor galiba. Apple’ın neden Swift’i neden destek vermeye başladığının bazı gerekçeleri olabilir. Bu gerekçeler bu programlama dilinin diğer programlama dillerine göre daha üstün özellikleri olarak görünüyor. Detaylara girmeden önce paralel programlama nedir ve çalışma mantığı nedir bu konuda konuşalım.

Nedir Paralel Programlama

Bir karşılaştırma yapacak olursak geleneksel yöntemlerde programlar seri halde bir dizi sürecinde yazılır ve bu yönde yapılır. Program bir bilgisayarda bir işlemci vasıtasıyla icra edilir ve programlar birbiri ardına gelen kodların yapılmasıyla devam eder ve belli bir zaman diliminde sadece bir işlem yapılır. geleneksel Paralel programlama ise problem çözümüne biraz daha farklı bir yönden yaklaşmaktadır. Geleneksel programlamanın aksine problem birden fazla işlemci kullanılarak çözülür. Problem sıra ile yazılmaz, birden fazla parçaya bölünerek eşzamanlı olarak çözülür. Komutlar farklı işlemcilerde işlenecek hale getirilir. paralel   Bilim ve mühendislik alanlarında ve endüstriyel ve ticari alanlarda kullanılan paralel programlama dili genel olarak zamandan kazanmak ve büyük problemleri kolayca çözmek için tercih edilir. Bu da genelde birbirine bağlı süper bilgisayarlar inşa etmek vasıtasıyla gerçekleştirilir. Seri programlama yani geleneksel programlama bazı sınırlamalara sahip ve bu sınırlamaları aşmak için paralel programlamadan yararlanılır. Yerel veri işlemede etkin gibi görünen geleneksel programlama yerel olmayan verilerin işlenmesinde özellikle de birden fazla farklı noktada bulunan verilerin işlenmesinde pek de etkin olamayabiliyor. İşte bu noktada paralel programlama devreye giriyor. Şu an piyasada gerçekten lider durumda olan paralel programlama dilleri var. Bunlardan en bilinenler Nvidia’nın geliştirdiği CUDA ve MPI (Message Passing Interface) dilleridir. Nvidia’nın CUDA’sı Mac üzerinde de geliştirilebilmektedir. MPI ise Homebrew olarak çalışmakta, yani sadece port edilmiş durumda. nv-cuda-2014header-updated

Peki Neden Swift?

Unknown-3Hızlı ve kolay paralel programlama sağlayan Swift çoklu işlemcilerde, cluster bilgisayarlarda (ağ üzerindeki yığın bilgisayarlarda), bulut bilişimde ve gigaflopluk işlem yapabilen süper bilgisayarlarda kullanılmak üzere tasarlanmış. Bu kadar profesyonel kullanıma rağmen yazım şekli diğer paralel programlama dillerine göre daha basit. Paralelliğin getirmiş olduğu karmaşıklıktan uzakta olan bir yapıya sahip Swift Paralel Programlama Dili ve kısa yazılan sentakslar bile büyük çapta işlemler yapabilecek durumda. Swift milyonlarca programı, aynı anda binlercesini çalıştırabilecek kapasiteye sahip hem de bir saniye içerisinde yüzlercesini başlatarak. (Bu bilgi Swift’in kendi sitesinden alınmıştır.)

Swift Apple’a Ne Kazandıracak?

Swift Cocoa ve Cocoa Touch (OS X ve iOS yazılım temeli) için yeni bir programlama dilidir. Swift ile kod yazmak etkileşimli ve eğlenceli bir hale geliyor. Bunun yanında sentaks (cümle dizilimi) daha kendini ortaya koyabilen bir yapıya sahip ve programlar bu dil ile çok hızlı çalışıyor (Valla Apple’ın yalancısıyım). Swift iOS ve OS X Projeleri ile rahatlıkla kullanılabilmekte ve Objective-C ile yan yana çalışabiliyor. Swift Apple’ın yıllarca edinmiş olduğu platform deneyimlerinin ve programlama dilleri üzerine son yıllarda yapmış olduğu araştırmaların sonucudur. Objective-C den ortaya çıkan isimlendirilmiş parametreler Swift’teki API’ların daha kolay okunabilmesini ve barındırılmasını sağlayan çok daha belirgin bir sentaks içerisinde ifade edilmektedir. Bu tür ifadeler yazdığınız kodu daha saf bir hale getirir ve daha az yanlış yapmanızı sağlar. Bellek tamamen otomatik olarak yönetilmektedir ve iki nokta üst üste yazmanız bile gerekmez. LLVM Derleyici sayesinde Swift kodları Mac ve iOS cihazlarınız için öz kodlara çevrilir ve siz böylelikle cihazınızdan en yüksek performans almanız sağlanır. Programlamadan biraz anlayanlar programlamadaki bazı temel işlemleri bilirler. Swift C ve Objective-C dilindeki alt seviye ilkel işlemleri de barındırmaktadır. Yani veri tipleri, akış kontrolleri ve operatörleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bunun yanında nesnesel tabanlı program öğelerini de barındırmaktadır. Şimdi gelelim Apple’ın bunu neden tercih ettiğine… Galiba Apple büyük bir adım atmaya yaklaşıyor. Swift’in sağlayacağı özelliklerle herhalde artık bulut teknolojisine daha çok dayalı yazılımlar geliştirecek. iCloud tamamen baskın bir Apple teknolojisi olacak ve abartmak gibi olmasın ama Apple bilgisayarınızı yoracak işlemleri diğer Apple cihazlarınızı kullanarak daha hızlı yapmanızı sağlayacak bir alt yapı bile çıkarabilir. Final Cut’da bir render alırken başka Mac’lerden ve aynı zamanda işlemcisi neredeyse bir Mac kadar güçlü olan iOS cihazlarından da yardım alabilecek bir sistem; hem de kablolardan bağımsız… neden olmasın?

OS X 10.10 Yosemite’nin Bizlere Getirecekleri (Continuity) – III

Önceki iki yazımızda (1. Bölüm ve 2. Bölüm) OS X Yosemite’nin hayatımıza getireceği yeniliklerden bahetmiştik. Bu bölümde ise yeni işletim sisteminini bizlere özellikle cep telefonu entegrasyonu konusunda neler katacağı konusuna eğileceğiz.

Yosemite gelişmiş mobil entegrasyon özellikleri ile iPhone’unuz ve iPad’iniz ile şimdi çok daha fazla konuşabilecek. Bu entegrasyon bazı özelliklerin geliştirilmesi ve bazı özelliklerin de yenilenmesi ile sağlanmış. Bu özellikler genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir.

AirDrop

post-360412-0-94156700-1308133323Aynı ağ üzerindeki Mac’leri Mac’ler ile iOS cihazlarını da iOS cihazları ile ayarsız konuşturarak aralarında sorunsuz sualsiz dosya alışverişi yapmaya olanak veren AirDrop Yosemite ile artık bütün Apple cihazları arasında bu işlemi yapabilecek. Yani siz iPhone’unuzdan Mac’inize veya tam tersi yönde dosya gönderip alabileceksiniz.

 

 

Handoff

Unknown-8Handoff özelliği sayesinde iPad veya iPhone’unuzda başlamış olduğunuz bir belgeyi başka bir cihazda tamamlamanıza olanak sağlayan bir özellik. Burada şunu unutmamak lazım ki bu her uygulamada şu an için kullanılamayabilir. Öncelikle, belge oluşturduğunuz uygulamanın iCloud uyumlu olması gerekmektedir. Dolayısıyla iCloud’un belge yönetiminin geliştirilmiş bir özelliği olarak da düşünebiliriz. Handoff iOS’ta kilit ekranında sol alt köşede görünen bir işaret ile belgenin o cihazda devam ettirilebileceği konusunda bilgi veriyorum size. OS X’de ise Dock’da Finder simgesinin solunda bir kutucuk belirerek size o belgeye Mac üzerinde de devam edebileceğinizi göstermekte. Artık her yerde belgeleriniz sizinle ve her daim hazırda olacak.

 

Instant Hotspot

Unknown-9Instant Hotspot özelliği ile internetinizin olmadığı yerlerde telefonunuzdan internet bağlantısı yapmanız gereken durumlarda, artık bilgisayarının telefonunuzu otomatik olarak tanıyacak ve sizin herhangi bir ayar yapmadan otomatik olarak internet bağlantınızı başlatacaktır. Telefonunuz çantanızda odanın bir köşesinde olsa bile bu çoğu zamanlarda işinize yarayacaktır.

 

 

Messages Programı

Unknown-3Messages programı Lion döneminde beta halindeyken bile biz Apple kullanıcılarının gönlünü fethetmeye yetmişti. İlk olarak iMessage hizmetinin adapte edilmesiyle bilgisayarlar ve iOS cihazlarımız arasında mesajlaşmamızı kolaylaştırmıştı. Lakin, farklı telefon markalarına sahip olan kullanıcılar ile yapılan yazışmalar bu sisteme dahil edilemiyordu. Yosemite’ye kadar. Yosemite ile artık normal SMS yazışmalarımız da Messagesp uygulaması vasıtasıyla devam ettirilebilecek.

 

 

Çağrılar

Unknown-10Belkide Yosemite’ye geçişi teşvik edecek en önemli özellik bu. Artık telefonlarınıza gelen çağrıları bilgisayarınızdan cevaplayabileceksiniz, hem de telefonunuz bilgisayarınızın yanında olmak zorunda da değil. Windows Skype ı kullananlar bilir, eklentiler sayesinde internet sitelerindeki telefon numaralarını arayabiliyordu. Şimdi ise telefon desteği sayesinde Skype üzerinde değil, cep telefonunuz üzerinden gördüğünüz telefon numaralarını arayabilir ve çağrılarınızı bilgisayardan devam edebilirsiniz.

Kitlesel Bireyselleştirme ve Apple

Son dönemlerin en önemli reklam malzemelerinden biri olan “Kitlesel Bireyselleştirme” (yani İngilizcesi ile Mass Customization) uzun zamandır insanları güzel bir şekilde oyalayıcı bir kandırmaca aracı olarak kullanılmakta. Ben de Apple’ın bu konudaki pozisyonu hakkında sunduğu gerçek bireyselleştirme süreci hakkında sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Peki, öncelikle şu soruyu soralım ve buna bir cevap verelim. Nedir Kitlesel Bireyselleştirme? Bu sorunun cevabını vermeden aşağıdaki görüntülere ve markalara bakmanızı tavsiye ediyorum.

Gelelim şimdi bu terimin ne olduğuna. Pamukkale Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Bardakçı da bu terimi şöyle tanımlamaktadır:

…“kitlesel bireyselleştirme” denildiğinde bilgisayar destekli bilgi sistemlerinin, esnek üretim sistemleriyle bütünleştirilmesi sonucunda her bir müşteri için farklı bir ürünün oldukça büyük sayıda müşteri için üretilmesi ifade edilmektedir.

Wikipedia ise şunu söylemektedir:

pazarlamada, üretimde, çağrı merkezlerinde ve genel olarak yönetim alanında özelleştirilmiş bir sonuç ortaya çıkarmak için esnek bilgisayar destekli üretim sistemlerinin kullanımıdır. Bu sistemler kitlesel üretim süreçlerini düşük maliyetlerini bireyselleştirmenin esnekliği ile birleştirmektedir.

Bu noktadan sonra bu kavramın Apple ile nasıl bağdaştığını açıklamakta fayda var.

coca-cola

Apple, diğer herhangi bir üretici gibi, belli miktarda ürün üretmekte ve bunu müşterilerine pazarlamakta. Bunu Nutella’nın üreticisi Ferrerove Kola üreticisi The Coca-Cola Company de yapmakta. Hem de bu bahsetmiş olduğum bütün firmalar ürünlerini sayı olarak yüksek miktarlarda üretmekte. Zaten sanayileşmiş bir medeniyetten doğan üretim kavramından başka bir şey bekleyemezdik, değil mi?

nutellaBuraya kadar kavramları algılamanız konusunda bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Ferrero bizler afiyetle yiyelim diye Nutella’ları kavanoz kavanoz (yüzbinlerce) üretiyor; Coca-Cola şişe şişe veya kutu kutu kolaları üretiyor biz ferahlayalım diye; ve aynı olmasa da benzer bir şekilde temel, orta düzey veya ileri (profesyonel) düzey kullanımımız için de Apple bilgisayarları üretmekte.

Son aylarda özellikle Ferrero ve The Coca-Cola Company’nin reklamları dikkatimi çekmekteydi. Yahu değişmeyen bir ürünü satmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir de öyle güzel reklam yapıyorlar ki insanları marketlere döküp harıl harıl ürünlerini aldırtmak için daha fazla bir şey yapmalarına gerek kalmıyor. Özellikle de “adınıza özel” kampanyaları ile cidden “kitlesel üretim” kavramına farklı bir soluk getiriyorlar.

Şimdi bu belirgin üreticiler ile Apple’ın arasındaki farklara geleceğiz.

Aslında kampanyalarının aksine bahsettiğim bu iki firma kişiye özel bir şey üretmiyor. Kişiye özel olması için Coca-Cola kutusunun tamamen size ait olması veya sizden bir şey taşıyor olması gerekiyor. Nutella kavanozu da aynı durumdan nasibini alıyor. Burada kişiye özgü olan bir şey yok aslına; sadece kişilerin ortak özelliklerine yönelik üretimler söz konusu. Yani, aslında sadece KANDIRILIYORUZ. Çünkü temelinde X şahsı için üretilen bir ürün söz konusu değil. İsimleri X olan kişiler için toplu üretilen ürünler bunlar.

engravingwrap-hero-engraving-2013

Peki, Apple da toplu üretiyor diyeceksiniz şimdi. Evet, Apple da toplu üretim yapıyor ama sizin ihtiyacınıza göre şekillendirilebiliyor ürünleri belli ölçüde. Sabit bir ürün üretmiyor Apple. Ama, asıl olay engraving veya lazer ile yazı yazma mantığıyla farklılaşıyor. Bu özellik tamamen kişise özel bir üretim kavramını ortaya çıkarıyor. Apple ürettiği bir şeyi kişiye göre özelleştirerek ulaştırıyor. Yani, aslında özelleştirerek (her üründe uygulanan bir hizmet değil bu) aldığınız ürünün aynısı başka kişide olmuyor. Şu an için sadece iPad ve iPod larda sunulan bu teknolojik hizmet yardımı (Apple zaman zaman tatil veya belli günlerde bu hizmeti ücretsiz sağlayabiliyor) ile satın aldığınız ürün gerçek anlamda kişiye özgü hale geliyor.

Kavramın adı kitlesel, diğer firmaların kitlesel üretmesi normal değil mi diyeceksiniz. Evet, benim buna karşı çıkan bir fikrim yok. Lakin, bana özel olduğu savıyla satılması açısından bir sorun var. Apple birçok alanda farklı olduğu gibi bireyselleştirme konusunda da farklılığını göstermekte.

Google I/O iOS’u unutmadı

Google'ın geliştirici konferansı diyebileceğimiz yıllık etkinliği Google I/O da bu yıl Google Glass gibi birçok yeni özellik tanıtıldı. Ama Apple kullanıcılarını daha çok ilgilendiren iki önemli gelişme de meydana geldi.

Bunlardan birincisi Google'ın Chrome internet tarayıcısını iOS platformuna taşıması olarak gerçekleşti. Apple'ın daha önceden tarayıcılara Safari alternatifi olarak birşey sunulmasına karşı çıkmasına karşın demek ki bu durumda biraz esneme oldu. 12 MB lık bu uygulamacık ile bilgisayarınızda yaşamış olduğunuz Chrome deneyiminizi mobil cihazınızda da devam ettirebileceksiniz. Hem iPhone hem de iPad için tasarlanmış olan bu Chrome sürümüne ulaşmak için buraya tıklayın.

İkinci önemli bir gelişme ise Dropbox'a karşı üretilmiş olan Google Drive'ın da iOS platormuna gelmesi oldu. Artık Mac OS X, Windows, Android ve iOS cihazlarınız daha senkrone çalışabilecek. 6 MB lık bu uygulamacığı yüklemek için buraya tıklayabilirsiniz

Subway Surfers: Bağımlılık Nedeniniz

Ne Angry Birds ne Temple Run ne de Abbys Escape… Şu anki gözdem kesinlikle. iOS platformunda bu kadar güzel hatlara sahip bir 3D oyun görmemiştim. Evet, Kiloo & Sybo Games tarafından iTunes yazılım mağazasından indirebileceğiniz Subway Surfer oyunundan bahsediyorum. Bir zamanlarki gözdem (gerçi hala gözdem ama) olan Crash Bandicoot serisine benzettiğimdenmidir bilmem ama şu an oyun olarak oynamak istediğim tek oyun bu. Kime de önerdiysem aynı bela onlara da bulaşmış durumda. 

Okumaya devam et “Subway Surfers: Bağımlılık Nedeniniz”

Yeni iPad bugün satışa çıktı !

 

Yeni iPad bugün satışa çıktı. Operatörlerin ve Bilkom’un Yeni iPad için belirledikleri fiyatlar belli oldu.

Apple’ın son harikası Yeni iPad Türkiye’de bugün satışa çıktı. Böylelikle Yeni iPad resmi olarak ülkemize giriş yaptı. Operatörlerin ve Bilkom’un Yeni iPad’e biçtiği fiyatlara şöyle göz atalım :

 

 

Okumaya devam et “Yeni iPad bugün satışa çıktı !”

The New iPad , 5 Mayıs’ta ülkemizde

Apple’ın son harikası The New iPad ülkemize 5 Mayıs’ta geliyor.

Apple’ın son ürünü The New iPad ülkemize 5 Mayıs’ tarihinde giriş yapacak. The New iPad ülkemizde “Yeni iPad” adıyla giriş yapacak. Yeni iPad’i ülkemize getiren operatör ise “Avea“. Şimdilik kontratlı ve kontratsız satış fiyatları belli değil.

Avea’nın Yeni iPad sayfasına ulaşmak için tıklayınız.