Recontact : İstanbul’u Yeniden Keşfedin

Eğer akıllı telefonlarınızda oyun oynamayı seviyorsanız ve bulmaca oyunlarından keyif alıyorsanız, Recontact İstanbul size sıradışı bir
video-bulmaca deneyimi sunuyor. Yönetmen ve video sanatçısı Eray Dinç’in video ve mobil oyunu bir arada harmanladığı Recontact İstanbul’da, oyun için çekilmiş güvenlik kameraları vasıtasıyla figürasyonlardan oluşan ve eşkali verilen şüphelileri tespit etmeye çalıştığımız son derece yenilikçi ve dikkat gerektiren bu oyun App Store’da satışa sunuldu.

Screen Shot 2015-09-01 at 13.18.42

Geliştiriciliğini Can Aksoy’un yaptığı, müziklerini Umut Saruhan Özgüler’in hazırladığı ve yapımclığını Simay Dinç’in üstlendiği Recontact:İstanbul, dikkatinizi ve sabrınızı test etmek için birbirinden farklı bölümleri bünyesinde barındırıyor.

İstanbul’un en popüler sokaklarında ve meydanlarında kalabalığa ve zorlaşan şartlara karşı mücadele verdiğiniz oyunda, daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir bulmaca keyfi sizleri bekliyor.

İlki İstanbul’da çekilen oyun, zamanla dünyanın diğer önemli şehirlerinde polisiye-bulmaca deneyimi için mobil-oyun tutkunlarının karşısında olacak.

https://appsto.re/tr/PH4P7.i

http://recontactgame.com

 

Biraz Daha Yaratıcı Olunamaz mıydı?

Bugünkü konumuz Apple reklamlarının kopyaları üzerine. Geçtiğimiz günlerde bir vakıf üniversitesinin reklamları televizyon kanallarında oynamaya başladı. Reklamları ilk gördüğüm anda bu reklamın bana bir yerden tanıdık geldiğini biliyordum. Ama nereden?

Sonra birden aklıma Apple’ın 2013 geliştirici konferansı (WWDC’13) için hazırlamış olduğu video aklıma geldi. Videoyu tekrar izledim ve neredeyse bu reklamın aynısını değiştirerek birşeyler yapmaya çalışmış oldukları kanısına vardım. Sizde reklamları izlediğinizde bu benzerliği göreceksiniz.

 

Apple’ın 2013 yılındaki WWDC için hazırlamış olduğu giriş videosu: (Türkçe alt yazı yok)

https://www.youtube.com/watch?v=5kFc5-D4PUs

Aydın Ünversitesi’nin 2015 yılı için reklamı

https://www.youtube.com/watch?v=q9myPCUmzCg

 

Bu tür reklam benzerlikleri daha önceden de piyasada görüldü ve bu taklit reklamlar bu markaları bir yerlere getirmedi. Minton markasının 2007 (yıl hususunda şaşırmış olabilirim) yılında yapmış olduğu reklam dönemin iPod reklamlarından bir örnek içermekteydi.

 

iPod Silüet reklamları serisi:

https://www.youtube.com/watch?v=hQw3mVWXncg

 

Minton reklamı:

https://www.youtube.com/watch?v=uexhkCtHtr8

 

Hayır yani,  bir Apple blogu değilsiniz, Apple ürünü satan bir firma değilsiniz, fark yaratmak yerine neden böyle bir kopyaya başvurur ki insan? Şimdi sizlere soruyorum, bunu hazırlayan reklam ajansları veya kreatif birimler daha yaratıcı olamaz mıydı?

Aperture’ın Piyasadan Çekilmesi Ne Anlama Geliyor?

pf_aperture_2xApple, Adobe ile tatlı rekabetine Intel işlemcilerine geçiş döneminde başlamıştı. Premiere’e karşı Final Cut’ı geliştirmeye başladı. Bu tatlı rekabete Apple’ın direkt olarak fotoğrafçıları hedef alan yazılımı Aperture’ı piyasaya sürmesiyle farklı bir boyuta taşınmıştı. 2005 yılında piyasaya çıkan Aperture’dan sonra Adobe Lightroom’u piyasaya sürdü. Bu zamana kadar hep Photoshop ile karşılaştırılan Aperture’ın artık yeni bir rakibi vardı.

Zaman içinde kendi büyük kitlelerine ulaşan her iki yazılım da profesyonel fotoğrafçılara sundukları özelliklerle büyük kolaylıklar sağlıyordu. Her şey güzel gidiyordu, ta ki Apple dün Aperture’ı geliştirmeyi durduracağını açıklayana kadar.

Bu haber Aperture kullanıcılarını üzerken Adobe’yi çok sevindirdi. O kadar sevindirdi ki hemen Aperture kullanıcılarını kapmak için ilanlar bile yapmaya başladı.

Lakin, Apple’ı uzun süredir bilen ve gelişmeleri takip eden biri olarak bu durumu kendi uzmanlığımca sizlerle irdelemek istedim.

Aperture’ın çıktığı dönemde Apple’ın odaklandığı ana kavram Digital Hub (yani dijital bağlantı noktası) kavramıdır. Bu nedir? Digital Hub ile müzikleriniz, filmleriniz ve fotoğraflarınız dijital bir merkezden yönetilebilir olması demektir. Yani, dinlemek istediğiniz müzikleri, çektiğiniz fotoğrafları ve kaydettiğiniz videolarınızı yeni paylaşım ortamı olan internet üzerinde paylaşabilecek hale getirebilecek halde tutulması gerekiyordu.

apple-digital-hub-strategy

Bu programları zaten anlamışsınızdır: iTunes, iPhoto, iMovie, iDVD ve iWeb. iTunes ile eski tozlu raflarda kalan CD’lerinizi MP3’e çevirdik ve iPod’larımıza attık bu şarkıları, iPhoto ile daha yeni yeni piyasayı zorlayan dijital fotoğraf makinelerinde çektiğimiz fotoğrafları kameramızdan düzenli bir şekilde bilgisayarımıza aktardık, iMovie ile FireWire kameralarımızdan aldığımız videoları düzenleyebilecek hale getirdik. Üstelik, iWeb ile bu dosyalarımız iki üç tık ile rahatça bir web sitesi üzerinden paylaşılabilir hale gelebiliyordu. Bu süreç iPod daha piyasaya çıkmadan 2000 li yılların başında başladı. Bu dönem Steve Jobs’a göre kişisel bilgisayarların üçüncü dönemiydi. Bu konuda YouTube’da bir video var.

http://www.youtube.com/watch?v=9046oXrm7f8#t=238

 

Bu programlar her ne kadar amatör kullanıcıları hedeflese de Apple bu yazılımların hepsi için bir profesyonel sürüm de çıkardı. iWeb bundan nasibini almadı ama bu konuya girmeyeceğiz.

fcs-2009iMovie’nin büyük kardeşi Final Cut Pro;
iPhoto’nun büyük kardeşi Aperture;
iDVD’nin büyük kardeşi de DVD Studio Pro;
GarageBand’in büyük kardeşi de Logic Pro oldu.

Hatta iLife gibi pro yazılımların da paketleri oldu.

Bunlara ek olarak Apple profesyonel pazara yönelik başka programlar da üretti. Bunların arasında en bilindiklerden biri Motion oldu ve Motion video kompozisyon konusunda After Effects’in tahtını ciddi derecede salladı. Motion’ı gerçekten bilinen bir yazılım haline getiren çalışmalardan biri de Citroen’in dans eden arabasıydı.

http://www.youtube.com/watch?v=IL5c2DUnYno

Apple bu geçtiğimiz son 10 yıl içinde Adobe’nin karşısında tatlı bir rakip olarak kaldı. Adobe gerçekten kendi kategorisinde dünya lideri ve buna kimsenin diyebileceği birşey yok. Adobe Apple olmasaydı herhangi bir yazılım şirketi olabilirdi. Kullanıcılar için iki firmayı birbirinden ayırmak neredeyse imkansız çünkü birini satın alan bir şekilde diğerine de yönelmekte.

Durum bu şekilde devam ederken Apple WWDC’14 etkinliğinde Mac OS X Yosemite’yi tanıtırken içindeki değişiklikler konusunda da bilgi verdi. Yosemite, iOS ile daha entegre çalışabilmek için Photos uygulamasına ev sahipliği yapacaktı. Aklımıza hemen e peki iPhoto’ya ne olacak sorusu geldi.

9727-1627-6pSFvda-l

Sorumuza cevap hemen 1 ay içinde geldi. Tahminime göre, Apple’ın Aperture’ı üretmeme kararını alması tamamen yeni işletim sisteminde hem amatör kullanıcının hem de profesyonel kullanıcıların kullanabileceği bir fotoğraf yazılımı oluşturmak. Bu uygulama var olan bütün kitaplıklarla uyumlu çalışacak. Yani bir aksilik çıkmazsa iPhoto, Aperture ve iOS kitaplıkları ile uyumlu olacaktır. Ama en önemlisi ise bu uygulamanın büyük bir ihtimalle de eklenti desteği ile geliştirilebilir olması ihtimalidir. Böylelikle geliştiriciler fotoğrafları çok daha fazla özelliklerle genişletebileceklerdir.

Yani genel olarak söylemek gerekirse, Apple kullanıcıları artık amatör olarak görmüyor; aksine profesyonel kullanıcı olarak görüyor. Programı da bu şekilde düzenleyecek ve daha üst düzey kullanıcıların talepleri için de diğer bir çok Apple yazılımı gibi geliştirilebilir hale gelecektir.

Apple Pages, Numbers ve Keynote yazılımlarını ücretsiz hale getirip daha sonra da ücretsiz işletim sistemi sözünü vererek zaten çok radikal bir adım atmıştı. Böyle bir adım daha atarsa da hiç şaşırmamamız gerekir. Tamamen ücretsiz ve profesyonellerin bile kullanabileceği bir fotoğraf arşivleme ve düzenleme yazılımı… Kulağa hoş geliyor değil mi?

OS X 10.10 Yosemite’nin Bizlere Getirecekleri – I

OS X her geçen gün yeni sürümleri ile hayatlarımızı daha da kolaylaştıracak ve işlerimizi daha rahat takip edebilmemizi sağlayacak özelliklerle gelişmeye devam etmekte. Apple Yosemite (Yosemidii) ile mobil platforma biraz daha yaklaştı ve müthiş bulut teknolojisi özellikleri ile geleceği bugüne taşıyor. Bu özelliklerin bazılarına biraz değinelim.

Yeni Arayüz
Aqua Mac OS X’in birçok kesim tarafından hızla sevilmesini sağlayan en önemli bileşenlerden biriydi. 2001’den beri geçen bu süre içinde arayüz değişikliklerine şahit olduk ve şu an zaten hali hazırda en iyi halinde kullanmaktayız. OS X 10.10 Yosemite ile arayüz değişikliği bir adım daha ileriye giderek iOS’tan aşina olduğumuz bazı özellikleri barındırmaya başladı. Arayüzdeki makyaj değişikliği genel olarka şu şekilde:

  • Dock’daki görsel değişim

dock

  • En önemli özellik ise saydamlık özelliği. Aqua ile gelen saydamlık özelliği artık Finder pencerelerinin heryerine dağılmış durumda.
  • Pencere başlıklarındaki alanlar daha optimal derecede kullanıldı.
  • Pencere yan bölümleri de saydamlıktan nasibini aldı.
  • Pencere kaplamalarında farklı materyal görselleri kullanıldı.
  • Lucda Grande fontu Helvetica ile değiştirildi.
  • Menüler daha az parlak duruma getirildi ve en önemlisi profesyonel kullanıcılar için karanlık modu eklendi. Bu sayede menüler daha karartılmış ve siyaha yakın olarak görünecek.

Unknown-14

 

Bildirim Merkezi (Notification Center)
Bildirim Merkezi artık widget desteğine sahip ve geliştiriciler kendi programları veya siteleri için bu widgetları yazabilecek. Bildirim Merkezinin yeni bir “Bugün” görünümü mevcut.

Unknown-2

 

 

Spotlight
Anında indexleme özelliğine sahip olan Spotlight artık birçok özelliği ile karşınızda. Yeni arayüze uygun halde geliştirilmiş olan Spotlight ansiklopedik veri arayışından ötesini size sunuyor. Wikipedia entegrasyonu haricinde eklentiler ile çok farklı türde içeriği aramanızı sağlayabiliyor.

Unknown-8

World Wide Developers Conference 2014

Haziran ayı Apple için farklı bir anlam taşıyor. Her yıl Haziran ayında dünyanın birçok noktasından gelen geliştiriciler Apple’ın kendilerine sunacağı yenilikleri daha yakından takip etmek için Los Angeles’da toplanıyor. Bu yıl beklenenin aksine iPhone konusunda pek de gelişme olmadı bu etkinlikte ama gösterilenler iPhone’un ne kadar daha güçlü bir telefon olacağı konusunda bir bilgi vermekte.

iPhone’u bir kenara bırakalım ve WWDC 2014’te neler gösterildi kısaca onlardan bahsedelim.

1- Mac OS 10.10 Yosemite: Yeni işletim sistemimiz

2- iOS 8: iPhone, iPad ve iPod larımızı coşturacak ve masaüstü ile daha entegre bir mobil işletim sistemi.

3- Geliştirici Araçları: Var olan geliştirici araçlarına inanılmaz kıvraklık ve güç sağlayacak yenilikler.

 

Apple Beats’i Ne Yapsın?

Geçtiğimiz haftalarda Apple’ın Beats’i satın almasıyla alakalı dedikodular yayılmaya başlamıştı. Geçtiğimiz günlerde de Apple, resmi web sitesi vasıtasıyla müzik dünyasındaki devlerden biri olan Beats’i satın aldığını duyurdu. Apple’ı yakından takip edenlerin dikkatini hızla çekti bu haber ver sonrasında herkesin aklında bazı sorular oluştu. Apple, başka markalar dururken neden Beats’i tercih etti? Bazılarına göre Apple neden böyle saçma bir satın alım yaptı? Vs vs vs…

Bu konulara biraz değinelim…

İlk olarak şunu söylememiz gerekiyor: Apple Beats’i satın aldı derken Beats firmasının Beats Streaming Music elektronik müzik dağıtım ağını ve kulaklık gibi profesyonel seviye kulaklıklar üreten Beats Electronics’i satın aldığını bilmemiz gerekiyor. Yani bu satın alımın Apple için temelde iki önemli adımı var: Bunlardan birincisi yazılım ve diğeri ise donanım.

Müzik dünyasında bir yarış var ve bu yarışmaya çevrimiçi müzik hizmeti açısından bakalım. Bu yarışmada kimler var?
iTunes
Spotify
Beats

Bu üç yarışmacıya ek olarak daha onlarcası da var ama bizi ilgilendiren şu an için bu üçü.

Apple Steve Jobs’dan ibaret değil ve bunu anlamalıyız artık. Apple’ın her yaptığını yanlış olarak atfetmek çok da dürüstçe olmaz. Apple sonuçta bir teknoloji şirketi ve teknoloji ile büyümekte. Dolayısıyla küçük ya da büyük, satın alımlar sürekli olacaktır ve bu satın alımların ne kadar akılcı olduğunu bizler asla göremeyeceğiz (Apple’ın kar marjını açıkladığı toplantılar dışında).

Beats müzik endüstrisinde en çok gelir sağlayan şirketlerden biri. Elektronik müzik dünyasını bir kenara bırakın, sadece kulaklık satışlarıyla bile bir lider konumunda. Bu kadar bıdı bıdıyı yapanların çoğu Beats kulaklıkları kullananlardan oluşmakta bu da ayrı bir çelişki doğrusu.

Apple her iki ortamda da işine yarayacak bir rakibini satın alarak bence en mantıklı işlerden birini yaptı. Spotify da iyi bir rakip ama donanım olarak Apple’ın karşısına çıkamıyor. Sonuçta tek kulvarda Apple ile yarışta. Beats müzik konusunda Apple’a daha da fazlasını katacak. Bir de olayın diğer tarafından bakılması lazım. Apple sayesinde Beats daha fazla satacaktır; ama yine kazananan Apple olacak.

Spotify kullanıcı sayısının Apple’ın kullanıcı sayısından fazla olması normal bir durumdur. Ayrıca Spotify, Apple’ın gelişim şemasına uyacak bir şirket değil gibi görünüyor. Apple Beats’i satın alarak aslında yarışmayı daha da kızdırıyor. Spotify’ı satın alamazmıydı? Yahu, dünyanın en değerli markalarından ve en zengin firmalarından birinden bahsediyoruz. Alırdı tabiki. Lakin, Spotify Apple’a çok bir şey katmayabilirdi. Spotify oldukça büyük bir kitleye sahip ve kendi normlarında büyüyen bir firma. Apple Spotify’ı satın alsaydı akışkan müzik (streaming music) dünyası sona ererdi. Amaç bir yarışmayı bitirmek değil, bu yarışmadan daha fazlasını çıkarabilmektir. Eğer tersini düşünüyorsanız hemen şimdi iTunes’u silin, Winamp yükleyin ve MP3 dinlemeye başlayın.

Apple her ne kadar eskisi gibi belli bir zümre tarafından kullanılan teknoloji firması olarak anılmasa da, ortada bir gerçek var ki hala belli bir zümre tarafından kullanılıyor. Bu zümrenin satın alım alışkanlıkları arasında lüks müzik tüketimi yer almakta. Sizce bu durumda online radyo kanalına mı insanlar yönelir, yoksa lüks görünen bir alt yapıya mı? Bu konuda Apple’ın tercihi yine mantıklı görünmekte.

Apple’ın Beats’i elemanları için satın aldığı dedikoduları yer almakta. Yahu bu kadar aptalca bir açıklama olamaz. Dünyanın en büyük şirketi birinin kaşına gözüne bakarak eleman almaz. Elemana ihtiyacı varsa onun şirketini almaz.

iPod’larımızda, iPad’lerimizde ve en önemlisi iPhone’larımızda beats imzları kulaklıklar olsa inanın bana verdiğiniz yüzlerce fazladan lirayı düşünmezsiniz bile. Apple müşteri algısını çok iyi ayarlayan bir firma ve bu deneyimi bizler yani Apple ürünlerini kullananlar yıllardır yaşamaktayız.

Yukarıdaki bilgiler ışığında, hala Apple’ın hata yaptığını düşünüyor musunuz?

Türkiye’nin İlk Apple Store’u Açılıyor

Apple’dan uzun zamandır beklenen adım sonunda geliyor. 5 Nisan 2014 tarihi Türk Apple Kullanıcıları için bir dönüm noktası olacak. Apple’ın resmi olarak Türk kullanıcılarının karşısında olması bundan sonraki birçok süreci çok farklı kılacak. Yıllardır hep bu anı bekliyorduk, ne diyelim hadi hayırlısı… Kimler Cumartesi sabahı orada olacak? Açılış saat 10:00’da yapılacak?

hero_zorlu_2x

Microsoft Office artık iPad’de

Yıllardır çıktı dedik çıkacak dedik ve sürekli olarak Microsoft’tan bir hamle bekledik. Bu boşluğu fırsat bilen Apple, Pages, Keynote ve Numbers gibi uygulamalarını iPad uyumlu olarak sundu ve pazar payında büyük bir dilim kaptı. Ama şimdi Microsoft bu rolünü tekrar geri alma çabasında. Yıllardır iPad üzerinde en iyi Office deneyimini sunmak için çalışan Microsoft bugün iPad uyumlu ve bulut teknolojisi ile bezenmiş Microsoft Office for iPad’i sundu. Detaylar konusunda çok fazla bilgi yok ama şunu diyebiliriz ki Microsoft Office for iPad Word, Excel ve PowerPoint’i kapsamakta.

Gelişmelerden sizi haberdar edeceğiz…

MacWorld 2014’ten – Petcube

Gün geçmesin ki yeni bir iPhone odaklı donanım görmeyelim. Petcube bu yıl 27-29 Mart tarihleri arasında düzenlenen Macworld/iWorld 2014 etkinliğinin göz çarpanlarından biri haline geldi. Peki Petcube’u farklı kılan ne oldu? Hep birlikte inceleyelim.

Petcube birkaç kafadarın evcil hayvanları için birşey yapmak istemesiyle başlamış. Çünkü evde yokken evcil hayvanları komşuları rahatsız edecek derecede garip davranışlar sergileyebiliyormuş. Hep birlikte petcube’u geliştirmeye başlamışlar.

Petcube minik bir kedi boyutunda Macbook Pro’ları anımsatan bir tasarıma sahip bir ev hayvanı kontrol cihazıdır. İçerisinde HD kamera ve lazer yer almakta ve bu cihazlar da evinizdeki kablosuz internet ağına bağlıdır. iOS uyumlu program sayesinde de siz nerede olursanız olun bu dahili öğeleri kullanabiliyorsunuz. Yani siz evde yokken artık evcil hayvanınızı açık televizyon ile meşgul etmek zorunda kalmayacaksınız. Lazer ile onlarla oynayabilir, oynarken video kaydı yapabilir ve çektiğiniz videoları internet üzerinden paylaşabilirsiniz.

Kedi severler buna kesinlikle bayılacaktır. Henüz ürün satışta değil ama Mayıs 2014’te satışa çıkacak. 199 dolara şimdiden ön sipariş verebileceksiniz.  Ön sipariş vermek veya ürün hakkında daha fazla bilgi almak için ürün websitesini ziyaret edebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=RlFVx-grsqY