USB-C Kapısı Olan Mac’iniz mi Var?

usb_type_c_connectorBugün en son hali USB-C ile karşımızda olan USB (Universal Serial Bus) yani Evrensel Seri Kapısı standardı 1996 yılında ilk tanıtıldığında, bu protokolün bugün hayatımızda bu kadar yer edeceği düşünülmemişti belkide. Tam 17 yıl önce 15 Ağustos 1998 yılında iMac’lerin sadece USB kapısıyla gelmeye başlaması aslında bu büyük değişimin en önemli habercilerinden biriydi. Çünkü o tarihten bu yana USB çevre birimlerinin sayısı gün geçtikçe artmaya başladı. Bu süre zarfında bilgisayarlarımızda olmayan özelliklerin çoğunu USB portlarınızla birlikte kullanabildik. Bu özellikler arasında ses kartları, MIDI arayüzleri, modemler, ethernet adaptörleri, Wi-Fi ve Bluetooth gibi kablosuz haberleşmeyi sağlayan iletişim adaptörleri, kamera ve tarayıcı gibi görüntü yakalama cihazları, kart okuyucular, parmak izi okuyucuları gibi güvenlik cihazları, taşınabilir veya sabit olarak kullanılabilen düşük ve yüksek kapasiteli veri saklama birimleri, yazıcılar ve hatta vücut aktivitelerinizi takip etmeye yarayan sağlık ekipmanları yer almaktadır. Tabi bu özelliklerin bilgisayarlarda dahili olma ve olmama durumu dönemlere göre değişkenlik göstermektedir.

Bilgisayarınızda eksik olan veya bilgisayar içine yerleştirilemeyecek cihaz ve teknolojilerin USB vasıtasıyla kullanılabiliyor olması bir açıdan çok güzel ama zaman içerisinde çoğumuzun da deneyimlediği gibi bu cihazların sayısı arttıkça bazı sorunlar ile karşılaşmaya başlamamız da madalyonun diğer yüzü olarak karşımıza çıkmakta. Bu konudaki öncelikli sorun son 10 yılda taşınabilir bilgisayarlar kullanımının artması ile alakalı. Taşınabilir bilgisayarlar gün geçtikçe incelmekte ve hafiflemekte ama bu durumun bizi kısıtladığı yönlerinin olduğunu da unutmamamız gerekir. İncelmekte olan bu bilgisayarlar gün geçtikçe daha az kapı barındırmakta; ve tabiki USB kapıları da bundan nasibini almakta. Özellikle yeni nesin MacBook gibi ultra ince bilgisayarlarda sadece tek bir kapı mevcut. E etrafta bu kadar fazla cihaz varken tek port da neyin nesi? Hem de standart USB kapısıyla alakası olmayan yeni bir USB standardı ile?

Unknown

Yazılım dünyası bu sorunlara el atmakta çok da gecikmedi. İngiltere merkezli bir yazılım firması olan Eltima başta az USB kapısı barındırma olmak üzere USB eksikliği sorunsalını çözmek üzere USB Network Gate adında bir uygulama hazırladı. USB Network Gate USB cihazlarının fiziksel olarak yanınızda bulunma zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Başka bir bilgisayar üzerinde var olan USB cihazlarınıza ağ üzerinden veya internet üzerinden sanki kendi bilgisayarınıza bağlıymış gibi kulllanmanıza olanak sağlayan bu yazılım hem Mac hem de Windows uyumlu. Yani siz PC’nize bağlı bir USB cihazını Mac’inizde de kullanabiliyorsunuz.

UnknownYapmanız gereken şey sürekli olarak kullanmanız gereken USB cihazını bir sunucu bilgisayarına bağlayıp yazılımını yüklemek. Satın aldığınız lisans biri Sunucu (Server) biri de İstemci (Client) olmak üzere iki bilgisayarda kullanmanıza olanak sağlamaktadır. Uygulamanın kurulumu kolay. Şu an için Türkçe sürümü yok bu yazılımın ama bu programları kullanmak için de ileri derecede bir İngilizce bilgisine ihtiyacınız yok. Grafik arayüzü de zaten fazlasıyla kolay. Sonrasında usb sıkıntısı yaşadığınızı diğer bilgisayara da yazılımı yüklemeniz gerekmekte. Program hem sunucu hem de client özelliklerini barındırmakta. Ağ üzerindeyken sunucuya bağlanmış olan USB cihazını otomatik olarak görebiliyorsunuz. Sonrasında ise makinanıza bağlamanız gerekmektedir. Bunun için de listede gördüğünüz cihazın hizasında bulunan Connect tuşuna basmanız yeterli olacaktır. Cihazı kullanmak için kullanmak istediğiniz uygulamanın sürücüsünü de yüklemeniz gerektiğini unutmayın.

 

mac

İnternet üzerinden veya ağ üzerinden ne kadar hızlı olabilir ki demeyin. Hiç olmamasından daha iyidir, değil mi? 🙂 Bu sistem USB portu gerektiren birçok cihazı desteklemekte; hatta bazı yazılımların çalışması için gerekli oan USB Dongle’lar için bile kullanılabiliyor. Denemelerimizi genelde aynı ağ üzerinden USB HD e veri saklama ve USB HD’ten veri alma gibi süreçler üzerinde yaptık. Lakin, Elitma yazılımın yaptığı açıklamalara göre yazılımın 3D yazıcı, kamera, kart okuyucu, tv alıcıları, web kameraları, el kameraları, parmak izi okuyucuları, kimlik okuyucular, etkileşimli tahtalar, modemler, minik bellekler, taşınabilir termometre, çok fonksiyonlu yazıcılar, kesiciler, yazıcılar, tarayıcılar, barkod okuyucular, spektrofotometre, programlama kartları, usb monitörler, usb kumandalar, sayısal müzik karıştırıcıları, akıllı telefonar, oyun kumandaları, grafik tabletleri, ev kontrol sistemleri, midi denetleyicileri, usb donglelar, dvd sürücüler, android cihazlar, VOIP telefonlar, sabit diskler, Elgato Turbo.264HD Donanım Hızlandırıcı, Kredi kartı okuyucuları, ağ arayüzleri, ve yazılım tanımlı alıcılar gibi ekipmanlar yer almakta.

Bu yazımızda USB port sıkıntısı, USB-C standardına geriye dönük destek ve bozuk USB portlu bilgisayarlara nasıl erişebileceğiniz konusunda yardımcı olmaya çalıştık. Elmasuyu üyeleri için bir de %30’luk indirim söz konusu. Bu indirimden yararlanmak için UNG-AG-30 kodunu satın alma bölümüne eklemeniz yeterli olacaktır. Direkt olarak siteye ulaşmak için de gitmeniz gereken adreş şu şekildedir:

http://www.eltima.com/products/usb-over-network-mac/

Recontact : İstanbul’u Yeniden Keşfedin

Eğer akıllı telefonlarınızda oyun oynamayı seviyorsanız ve bulmaca oyunlarından keyif alıyorsanız, Recontact İstanbul size sıradışı bir
video-bulmaca deneyimi sunuyor. Yönetmen ve video sanatçısı Eray Dinç’in video ve mobil oyunu bir arada harmanladığı Recontact İstanbul’da, oyun için çekilmiş güvenlik kameraları vasıtasıyla figürasyonlardan oluşan ve eşkali verilen şüphelileri tespit etmeye çalıştığımız son derece yenilikçi ve dikkat gerektiren bu oyun App Store’da satışa sunuldu.

Screen Shot 2015-09-01 at 13.18.42

Geliştiriciliğini Can Aksoy’un yaptığı, müziklerini Umut Saruhan Özgüler’in hazırladığı ve yapımclığını Simay Dinç’in üstlendiği Recontact:İstanbul, dikkatinizi ve sabrınızı test etmek için birbirinden farklı bölümleri bünyesinde barındırıyor.

İstanbul’un en popüler sokaklarında ve meydanlarında kalabalığa ve zorlaşan şartlara karşı mücadele verdiğiniz oyunda, daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir bulmaca keyfi sizleri bekliyor.

İlki İstanbul’da çekilen oyun, zamanla dünyanın diğer önemli şehirlerinde polisiye-bulmaca deneyimi için mobil-oyun tutkunlarının karşısında olacak.

https://appsto.re/tr/PH4P7.i

http://recontactgame.com

 

Aperture’ın Piyasadan Çekilmesi Ne Anlama Geliyor?

pf_aperture_2xApple, Adobe ile tatlı rekabetine Intel işlemcilerine geçiş döneminde başlamıştı. Premiere’e karşı Final Cut’ı geliştirmeye başladı. Bu tatlı rekabete Apple’ın direkt olarak fotoğrafçıları hedef alan yazılımı Aperture’ı piyasaya sürmesiyle farklı bir boyuta taşınmıştı. 2005 yılında piyasaya çıkan Aperture’dan sonra Adobe Lightroom’u piyasaya sürdü. Bu zamana kadar hep Photoshop ile karşılaştırılan Aperture’ın artık yeni bir rakibi vardı.

Zaman içinde kendi büyük kitlelerine ulaşan her iki yazılım da profesyonel fotoğrafçılara sundukları özelliklerle büyük kolaylıklar sağlıyordu. Her şey güzel gidiyordu, ta ki Apple dün Aperture’ı geliştirmeyi durduracağını açıklayana kadar.

Bu haber Aperture kullanıcılarını üzerken Adobe’yi çok sevindirdi. O kadar sevindirdi ki hemen Aperture kullanıcılarını kapmak için ilanlar bile yapmaya başladı.

Lakin, Apple’ı uzun süredir bilen ve gelişmeleri takip eden biri olarak bu durumu kendi uzmanlığımca sizlerle irdelemek istedim.

Aperture’ın çıktığı dönemde Apple’ın odaklandığı ana kavram Digital Hub (yani dijital bağlantı noktası) kavramıdır. Bu nedir? Digital Hub ile müzikleriniz, filmleriniz ve fotoğraflarınız dijital bir merkezden yönetilebilir olması demektir. Yani, dinlemek istediğiniz müzikleri, çektiğiniz fotoğrafları ve kaydettiğiniz videolarınızı yeni paylaşım ortamı olan internet üzerinde paylaşabilecek hale getirebilecek halde tutulması gerekiyordu.

apple-digital-hub-strategy

Bu programları zaten anlamışsınızdır: iTunes, iPhoto, iMovie, iDVD ve iWeb. iTunes ile eski tozlu raflarda kalan CD’lerinizi MP3’e çevirdik ve iPod’larımıza attık bu şarkıları, iPhoto ile daha yeni yeni piyasayı zorlayan dijital fotoğraf makinelerinde çektiğimiz fotoğrafları kameramızdan düzenli bir şekilde bilgisayarımıza aktardık, iMovie ile FireWire kameralarımızdan aldığımız videoları düzenleyebilecek hale getirdik. Üstelik, iWeb ile bu dosyalarımız iki üç tık ile rahatça bir web sitesi üzerinden paylaşılabilir hale gelebiliyordu. Bu süreç iPod daha piyasaya çıkmadan 2000 li yılların başında başladı. Bu dönem Steve Jobs’a göre kişisel bilgisayarların üçüncü dönemiydi. Bu konuda YouTube’da bir video var.

http://www.youtube.com/watch?v=9046oXrm7f8#t=238

 

Bu programlar her ne kadar amatör kullanıcıları hedeflese de Apple bu yazılımların hepsi için bir profesyonel sürüm de çıkardı. iWeb bundan nasibini almadı ama bu konuya girmeyeceğiz.

fcs-2009iMovie’nin büyük kardeşi Final Cut Pro;
iPhoto’nun büyük kardeşi Aperture;
iDVD’nin büyük kardeşi de DVD Studio Pro;
GarageBand’in büyük kardeşi de Logic Pro oldu.

Hatta iLife gibi pro yazılımların da paketleri oldu.

Bunlara ek olarak Apple profesyonel pazara yönelik başka programlar da üretti. Bunların arasında en bilindiklerden biri Motion oldu ve Motion video kompozisyon konusunda After Effects’in tahtını ciddi derecede salladı. Motion’ı gerçekten bilinen bir yazılım haline getiren çalışmalardan biri de Citroen’in dans eden arabasıydı.

http://www.youtube.com/watch?v=IL5c2DUnYno

Apple bu geçtiğimiz son 10 yıl içinde Adobe’nin karşısında tatlı bir rakip olarak kaldı. Adobe gerçekten kendi kategorisinde dünya lideri ve buna kimsenin diyebileceği birşey yok. Adobe Apple olmasaydı herhangi bir yazılım şirketi olabilirdi. Kullanıcılar için iki firmayı birbirinden ayırmak neredeyse imkansız çünkü birini satın alan bir şekilde diğerine de yönelmekte.

Durum bu şekilde devam ederken Apple WWDC’14 etkinliğinde Mac OS X Yosemite’yi tanıtırken içindeki değişiklikler konusunda da bilgi verdi. Yosemite, iOS ile daha entegre çalışabilmek için Photos uygulamasına ev sahipliği yapacaktı. Aklımıza hemen e peki iPhoto’ya ne olacak sorusu geldi.

9727-1627-6pSFvda-l

Sorumuza cevap hemen 1 ay içinde geldi. Tahminime göre, Apple’ın Aperture’ı üretmeme kararını alması tamamen yeni işletim sisteminde hem amatör kullanıcının hem de profesyonel kullanıcıların kullanabileceği bir fotoğraf yazılımı oluşturmak. Bu uygulama var olan bütün kitaplıklarla uyumlu çalışacak. Yani bir aksilik çıkmazsa iPhoto, Aperture ve iOS kitaplıkları ile uyumlu olacaktır. Ama en önemlisi ise bu uygulamanın büyük bir ihtimalle de eklenti desteği ile geliştirilebilir olması ihtimalidir. Böylelikle geliştiriciler fotoğrafları çok daha fazla özelliklerle genişletebileceklerdir.

Yani genel olarak söylemek gerekirse, Apple kullanıcıları artık amatör olarak görmüyor; aksine profesyonel kullanıcı olarak görüyor. Programı da bu şekilde düzenleyecek ve daha üst düzey kullanıcıların talepleri için de diğer bir çok Apple yazılımı gibi geliştirilebilir hale gelecektir.

Apple Pages, Numbers ve Keynote yazılımlarını ücretsiz hale getirip daha sonra da ücretsiz işletim sistemi sözünü vererek zaten çok radikal bir adım atmıştı. Böyle bir adım daha atarsa da hiç şaşırmamamız gerekir. Tamamen ücretsiz ve profesyonellerin bile kullanabileceği bir fotoğraf arşivleme ve düzenleme yazılımı… Kulağa hoş geliyor değil mi?

Swift Paralel Programlama Dili: Apple’ın Yeni Silahı Mı?

WWDC 2014’te Swift Paralel Programlama Dili nin geliştiricilerin kullanımına sunulduğunu hepimiz duyduk ve geliştirici dünyası bu konuda büyük bir çıkmaza girdi. Apple’ın yıllardır arkasında durduğu Objective-C dururken ve yeni kütüphaneler yazılabiliyorken neden Swift Paralel Programlama Dili ne geçiş başladı? Bu geçişin Apple için bir anlamı var ve Apple bu geçişte daha büyük şeyler planlıyor galiba. Apple’ın neden Swift’i neden destek vermeye başladığının bazı gerekçeleri olabilir. Bu gerekçeler bu programlama dilinin diğer programlama dillerine göre daha üstün özellikleri olarak görünüyor. Detaylara girmeden önce paralel programlama nedir ve çalışma mantığı nedir bu konuda konuşalım.

Nedir Paralel Programlama

Bir karşılaştırma yapacak olursak geleneksel yöntemlerde programlar seri halde bir dizi sürecinde yazılır ve bu yönde yapılır. Program bir bilgisayarda bir işlemci vasıtasıyla icra edilir ve programlar birbiri ardına gelen kodların yapılmasıyla devam eder ve belli bir zaman diliminde sadece bir işlem yapılır. geleneksel Paralel programlama ise problem çözümüne biraz daha farklı bir yönden yaklaşmaktadır. Geleneksel programlamanın aksine problem birden fazla işlemci kullanılarak çözülür. Problem sıra ile yazılmaz, birden fazla parçaya bölünerek eşzamanlı olarak çözülür. Komutlar farklı işlemcilerde işlenecek hale getirilir. paralel   Bilim ve mühendislik alanlarında ve endüstriyel ve ticari alanlarda kullanılan paralel programlama dili genel olarak zamandan kazanmak ve büyük problemleri kolayca çözmek için tercih edilir. Bu da genelde birbirine bağlı süper bilgisayarlar inşa etmek vasıtasıyla gerçekleştirilir. Seri programlama yani geleneksel programlama bazı sınırlamalara sahip ve bu sınırlamaları aşmak için paralel programlamadan yararlanılır. Yerel veri işlemede etkin gibi görünen geleneksel programlama yerel olmayan verilerin işlenmesinde özellikle de birden fazla farklı noktada bulunan verilerin işlenmesinde pek de etkin olamayabiliyor. İşte bu noktada paralel programlama devreye giriyor. Şu an piyasada gerçekten lider durumda olan paralel programlama dilleri var. Bunlardan en bilinenler Nvidia’nın geliştirdiği CUDA ve MPI (Message Passing Interface) dilleridir. Nvidia’nın CUDA’sı Mac üzerinde de geliştirilebilmektedir. MPI ise Homebrew olarak çalışmakta, yani sadece port edilmiş durumda. nv-cuda-2014header-updated

Peki Neden Swift?

Unknown-3Hızlı ve kolay paralel programlama sağlayan Swift çoklu işlemcilerde, cluster bilgisayarlarda (ağ üzerindeki yığın bilgisayarlarda), bulut bilişimde ve gigaflopluk işlem yapabilen süper bilgisayarlarda kullanılmak üzere tasarlanmış. Bu kadar profesyonel kullanıma rağmen yazım şekli diğer paralel programlama dillerine göre daha basit. Paralelliğin getirmiş olduğu karmaşıklıktan uzakta olan bir yapıya sahip Swift Paralel Programlama Dili ve kısa yazılan sentakslar bile büyük çapta işlemler yapabilecek durumda. Swift milyonlarca programı, aynı anda binlercesini çalıştırabilecek kapasiteye sahip hem de bir saniye içerisinde yüzlercesini başlatarak. (Bu bilgi Swift’in kendi sitesinden alınmıştır.)

Swift Apple’a Ne Kazandıracak?

Swift Cocoa ve Cocoa Touch (OS X ve iOS yazılım temeli) için yeni bir programlama dilidir. Swift ile kod yazmak etkileşimli ve eğlenceli bir hale geliyor. Bunun yanında sentaks (cümle dizilimi) daha kendini ortaya koyabilen bir yapıya sahip ve programlar bu dil ile çok hızlı çalışıyor (Valla Apple’ın yalancısıyım). Swift iOS ve OS X Projeleri ile rahatlıkla kullanılabilmekte ve Objective-C ile yan yana çalışabiliyor. Swift Apple’ın yıllarca edinmiş olduğu platform deneyimlerinin ve programlama dilleri üzerine son yıllarda yapmış olduğu araştırmaların sonucudur. Objective-C den ortaya çıkan isimlendirilmiş parametreler Swift’teki API’ların daha kolay okunabilmesini ve barındırılmasını sağlayan çok daha belirgin bir sentaks içerisinde ifade edilmektedir. Bu tür ifadeler yazdığınız kodu daha saf bir hale getirir ve daha az yanlış yapmanızı sağlar. Bellek tamamen otomatik olarak yönetilmektedir ve iki nokta üst üste yazmanız bile gerekmez. LLVM Derleyici sayesinde Swift kodları Mac ve iOS cihazlarınız için öz kodlara çevrilir ve siz böylelikle cihazınızdan en yüksek performans almanız sağlanır. Programlamadan biraz anlayanlar programlamadaki bazı temel işlemleri bilirler. Swift C ve Objective-C dilindeki alt seviye ilkel işlemleri de barındırmaktadır. Yani veri tipleri, akış kontrolleri ve operatörleri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bunun yanında nesnesel tabanlı program öğelerini de barındırmaktadır. Şimdi gelelim Apple’ın bunu neden tercih ettiğine… Galiba Apple büyük bir adım atmaya yaklaşıyor. Swift’in sağlayacağı özelliklerle herhalde artık bulut teknolojisine daha çok dayalı yazılımlar geliştirecek. iCloud tamamen baskın bir Apple teknolojisi olacak ve abartmak gibi olmasın ama Apple bilgisayarınızı yoracak işlemleri diğer Apple cihazlarınızı kullanarak daha hızlı yapmanızı sağlayacak bir alt yapı bile çıkarabilir. Final Cut’da bir render alırken başka Mac’lerden ve aynı zamanda işlemcisi neredeyse bir Mac kadar güçlü olan iOS cihazlarından da yardım alabilecek bir sistem; hem de kablolardan bağımsız… neden olmasın?

OS X 10.10 Yosemite’nin Bizlere Getirecekleri (Continuity) – III

Önceki iki yazımızda (1. Bölüm ve 2. Bölüm) OS X Yosemite’nin hayatımıza getireceği yeniliklerden bahetmiştik. Bu bölümde ise yeni işletim sisteminini bizlere özellikle cep telefonu entegrasyonu konusunda neler katacağı konusuna eğileceğiz.

Yosemite gelişmiş mobil entegrasyon özellikleri ile iPhone’unuz ve iPad’iniz ile şimdi çok daha fazla konuşabilecek. Bu entegrasyon bazı özelliklerin geliştirilmesi ve bazı özelliklerin de yenilenmesi ile sağlanmış. Bu özellikler genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir.

AirDrop

post-360412-0-94156700-1308133323Aynı ağ üzerindeki Mac’leri Mac’ler ile iOS cihazlarını da iOS cihazları ile ayarsız konuşturarak aralarında sorunsuz sualsiz dosya alışverişi yapmaya olanak veren AirDrop Yosemite ile artık bütün Apple cihazları arasında bu işlemi yapabilecek. Yani siz iPhone’unuzdan Mac’inize veya tam tersi yönde dosya gönderip alabileceksiniz.

 

 

Handoff

Unknown-8Handoff özelliği sayesinde iPad veya iPhone’unuzda başlamış olduğunuz bir belgeyi başka bir cihazda tamamlamanıza olanak sağlayan bir özellik. Burada şunu unutmamak lazım ki bu her uygulamada şu an için kullanılamayabilir. Öncelikle, belge oluşturduğunuz uygulamanın iCloud uyumlu olması gerekmektedir. Dolayısıyla iCloud’un belge yönetiminin geliştirilmiş bir özelliği olarak da düşünebiliriz. Handoff iOS’ta kilit ekranında sol alt köşede görünen bir işaret ile belgenin o cihazda devam ettirilebileceği konusunda bilgi veriyorum size. OS X’de ise Dock’da Finder simgesinin solunda bir kutucuk belirerek size o belgeye Mac üzerinde de devam edebileceğinizi göstermekte. Artık her yerde belgeleriniz sizinle ve her daim hazırda olacak.

 

Instant Hotspot

Unknown-9Instant Hotspot özelliği ile internetinizin olmadığı yerlerde telefonunuzdan internet bağlantısı yapmanız gereken durumlarda, artık bilgisayarının telefonunuzu otomatik olarak tanıyacak ve sizin herhangi bir ayar yapmadan otomatik olarak internet bağlantınızı başlatacaktır. Telefonunuz çantanızda odanın bir köşesinde olsa bile bu çoğu zamanlarda işinize yarayacaktır.

 

 

Messages Programı

Unknown-3Messages programı Lion döneminde beta halindeyken bile biz Apple kullanıcılarının gönlünü fethetmeye yetmişti. İlk olarak iMessage hizmetinin adapte edilmesiyle bilgisayarlar ve iOS cihazlarımız arasında mesajlaşmamızı kolaylaştırmıştı. Lakin, farklı telefon markalarına sahip olan kullanıcılar ile yapılan yazışmalar bu sisteme dahil edilemiyordu. Yosemite’ye kadar. Yosemite ile artık normal SMS yazışmalarımız da Messagesp uygulaması vasıtasıyla devam ettirilebilecek.

 

 

Çağrılar

Unknown-10Belkide Yosemite’ye geçişi teşvik edecek en önemli özellik bu. Artık telefonlarınıza gelen çağrıları bilgisayarınızdan cevaplayabileceksiniz, hem de telefonunuz bilgisayarınızın yanında olmak zorunda da değil. Windows Skype ı kullananlar bilir, eklentiler sayesinde internet sitelerindeki telefon numaralarını arayabiliyordu. Şimdi ise telefon desteği sayesinde Skype üzerinde değil, cep telefonunuz üzerinden gördüğünüz telefon numaralarını arayabilir ve çağrılarınızı bilgisayardan devam edebilirsiniz.

OS X 10.10 Yosemite’nin Bizlere Getirecekleri – II

OS X Yosemite bir önceki yazımda bahsettiğim özelliklerden hariç daha birçok özellik ile karşımızda. Bu yazıda bulut teknolojilerine daha fazla entegrasyon sağlayan özelliklerinden bahsedeceğiz.

iCloud Drive

Unknown-1Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıllarda tüm Apple ürünleri kullanıcılarının hizmetine sunulan bir iCloud servisi var ve bu servis gün geçtikçe daha fazla entegrasyon sağlıyor bizlere.

Yosemite ile karşımıza çıkan ilk bulut özelliği iCloud Drive. iCloud Drive artık iCloud hesabınızı diğer sanal sürücüler (Dropbox, Google Drive, vs.)gibi kullanmanıza olanak sağlayan bir alt yapıdır ve Yosemite ile bu sürücünüzü artık istediğiniz gibi kullanmanız sağlanmıştır. iCloud Drive üzerinde bulut uyumlu olmayan programların da çalışması sağlanmıştır. iCloud Drive ile artık dosyalarınız bilgisayarınızda, telefonunuzda ve tabletinizde her daim sizinle ve güncel halde olacak.

apps_finder_icloud_2x

Mail

apps_mail_icon_2xMail de Yosemite güncellemesinden nasibini almış durumda. Mail’deki en önemli ve göze çarpan güncelleme 5GB a kadar olan dosyaların eski usul mail gönderim metotlarıyla değil de bulut teknolojileri vasıtasıyla karşı tarafa ulaştırılması özelliğidir. Böylelikle dosyanız geri dönse bile büyük bir yük teşkil etmeyecektir sisteminiz için. Mail’deki diğer bir özellik ise Mail içine atılmış resim dosyaları üzerinde işaretleme yapabilme özelliğidir. Bu özellikteki otomatik algılama sistemi ile kabataslak çizdiğiniz eğriler bile mükemmel çizgiler haline dönüşür. PDF dosyalarındaki imzalama yöntemleri için biçilmiş kaftan.

apps_mail_shapes_2x

Safari

apps_safari_icon_2xSafari en çok değişikliğe uğramış başka bir Yosemite uygulaması. Safari sistemdeki genel görsel değişimden nasibini almış ve önemli kontrol butonları pencere çubuğuna yerleştirilmiş. Böylelikle içerik için daha fazla yere sahip olursunuz. Adres alanı aynı zamanda sizin favori bağlantılarınızın göründüğü yer haline dönüşmüş. Paylaşım özellikleri daha kolay ulaşılır durumda ve iletişimde olduğunuz son kişiler bu listede anında görünür hale geliyor. Böylelikle kişileri aramak zorunda kalmıyorsunuz. Sekmeler ve özellikle de Kuş Bakışı görünümü görsel olarak çalışma akışınızı hızlandıracak özelliklerden olacaktır. Son olarak da Gizli Gezinme özelliğini artık faklı bir pencere içinde yapabileceksiniz. WebGL, SPDY, Indexed DB, JSc ve HTML 5 Premium video özellikleri Safari’nin diğer önemli özellikleri arasında yer almakta. En son bahsettiğimiz HTML 5 Premium video internette film hizmeti veren Netflix gibi şirketlerin yüzünü güldürecek (her ne kadar Türkiye’de olmasa da). Bilgisayarı daha az yorarak pil kullanımını ciddi derecede düşürmekte.

 

apps_more_ways_mbp_2x

 

 

OS X 10.10 Yosemite’nin Bizlere Getirecekleri – I

OS X her geçen gün yeni sürümleri ile hayatlarımızı daha da kolaylaştıracak ve işlerimizi daha rahat takip edebilmemizi sağlayacak özelliklerle gelişmeye devam etmekte. Apple Yosemite (Yosemidii) ile mobil platforma biraz daha yaklaştı ve müthiş bulut teknolojisi özellikleri ile geleceği bugüne taşıyor. Bu özelliklerin bazılarına biraz değinelim.

Yeni Arayüz
Aqua Mac OS X’in birçok kesim tarafından hızla sevilmesini sağlayan en önemli bileşenlerden biriydi. 2001’den beri geçen bu süre içinde arayüz değişikliklerine şahit olduk ve şu an zaten hali hazırda en iyi halinde kullanmaktayız. OS X 10.10 Yosemite ile arayüz değişikliği bir adım daha ileriye giderek iOS’tan aşina olduğumuz bazı özellikleri barındırmaya başladı. Arayüzdeki makyaj değişikliği genel olarka şu şekilde:

  • Dock’daki görsel değişim

dock

  • En önemli özellik ise saydamlık özelliği. Aqua ile gelen saydamlık özelliği artık Finder pencerelerinin heryerine dağılmış durumda.
  • Pencere başlıklarındaki alanlar daha optimal derecede kullanıldı.
  • Pencere yan bölümleri de saydamlıktan nasibini aldı.
  • Pencere kaplamalarında farklı materyal görselleri kullanıldı.
  • Lucda Grande fontu Helvetica ile değiştirildi.
  • Menüler daha az parlak duruma getirildi ve en önemlisi profesyonel kullanıcılar için karanlık modu eklendi. Bu sayede menüler daha karartılmış ve siyaha yakın olarak görünecek.

Unknown-14

 

Bildirim Merkezi (Notification Center)
Bildirim Merkezi artık widget desteğine sahip ve geliştiriciler kendi programları veya siteleri için bu widgetları yazabilecek. Bildirim Merkezinin yeni bir “Bugün” görünümü mevcut.

Unknown-2

 

 

Spotlight
Anında indexleme özelliğine sahip olan Spotlight artık birçok özelliği ile karşınızda. Yeni arayüze uygun halde geliştirilmiş olan Spotlight ansiklopedik veri arayışından ötesini size sunuyor. Wikipedia entegrasyonu haricinde eklentiler ile çok farklı türde içeriği aramanızı sağlayabiliyor.

Unknown-8

World Wide Developers Conference 2014

Haziran ayı Apple için farklı bir anlam taşıyor. Her yıl Haziran ayında dünyanın birçok noktasından gelen geliştiriciler Apple’ın kendilerine sunacağı yenilikleri daha yakından takip etmek için Los Angeles’da toplanıyor. Bu yıl beklenenin aksine iPhone konusunda pek de gelişme olmadı bu etkinlikte ama gösterilenler iPhone’un ne kadar daha güçlü bir telefon olacağı konusunda bir bilgi vermekte.

iPhone’u bir kenara bırakalım ve WWDC 2014’te neler gösterildi kısaca onlardan bahsedelim.

1- Mac OS 10.10 Yosemite: Yeni işletim sistemimiz

2- iOS 8: iPhone, iPad ve iPod larımızı coşturacak ve masaüstü ile daha entegre bir mobil işletim sistemi.

3- Geliştirici Araçları: Var olan geliştirici araçlarına inanılmaz kıvraklık ve güç sağlayacak yenilikler.

 

Microsoft Office artık iPad’de

Yıllardır çıktı dedik çıkacak dedik ve sürekli olarak Microsoft’tan bir hamle bekledik. Bu boşluğu fırsat bilen Apple, Pages, Keynote ve Numbers gibi uygulamalarını iPad uyumlu olarak sundu ve pazar payında büyük bir dilim kaptı. Ama şimdi Microsoft bu rolünü tekrar geri alma çabasında. Yıllardır iPad üzerinde en iyi Office deneyimini sunmak için çalışan Microsoft bugün iPad uyumlu ve bulut teknolojisi ile bezenmiş Microsoft Office for iPad’i sundu. Detaylar konusunda çok fazla bilgi yok ama şunu diyebiliriz ki Microsoft Office for iPad Word, Excel ve PowerPoint’i kapsamakta.

Gelişmelerden sizi haberdar edeceğiz…